Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Balkanlar

Nisan basıydı Bosna Herseke gelelı bes ay olmustu.Devam etmekte oldugum universitenin koridorunda duyurulara bakarken aniden Makedonya ya gezi oldugu ilanini farkettim.Yillardir hayalini kurdugum ,ilk okul ogretmenimin gelecekte nereye gideceksiniz diye sordugu zaman daha cocuk yasta Makedonyaya gitmek istiyorum deyisim kulaklarimda yankilandi ve hemen basvurdum geziye.Son sinavimizida olduktan sonra yurda gittim ve aksam saat dokuzda yapilacak gezi icin hazirlanmaya basladim.Biz dort kiz arkadas birlikte gidecektik geziye.Bavullarimizi topladik ve uc gun surecek olan ruya icin aksam saat dokuzda diger gezi grubu ile okul bahcesinde bulustuk.Pek buyuk olmayan ama rahat bir otobusle dustuk yollara..Kimler mi vardı otobuste;Profosorler,esleri,cocuklari,okulun rehberlik servisinden abiler ve yabanci bir ulkeye gelmenin enteresanligini yasarken aniden baska bir ulkeye dogru yol alan saskin ogrenciler.Pasaportlar kontrol edildi son kez ve guvenli bir sekilde yola devam edildi.Yolculuk suresince hic uyku tutmadi beni heyecanliydim.Bize hicte yabanci olmayan bir ulkeydi Makedonya.Bosna hersekten daha yakindi belkide.Otobuste rehber ogretmenimiz bize gidecegimiz yerlerin planindan bahsetti.Ilk olarak Uskupe gidecektik ve orada Turk vakiflarinin acmis oldugu bir yurtta kalacaktik daha sonra sirasi ile Eski Uskup,Yeni Uskup,Gostivar,Kalkandelen*Tetova*bolgelerini gezecektik.Bizden yuzyillar once oralara gitmis yasamis alimlerin sultanlarin adim attigi topraklara simdi onlarin torunlari yani Osmanlinin torunlari dede yadigari yada diger bir tanimlama ile Osmanli Yetimi balkanlari yeniden fethetmeye gidiyordu.Bu anlatilamaz yasanilmasi gereken duygulardandi.
Yollarda yemyesil daglar balkanlarin bereketli ve gulec yuzlu insanlari karsiladi bizi.Karadagdan gectik ilk olarak ilk pasaport kontrolu orada yapildi.Hersey normal sekilde devam ediyordu.Hava aydinlikti ve Karadag bolgesinin o muhtesem manzarasini seyre daldim.Ilk olarak Dormitor nehri dikkatimi cekti.Rabbimiz ne guzellikler yaratmis diye insan dusunmekten alikoyamiyor kendini,insan eli degmemis bir nehir yesil ve mavi karisimi bir renk suyun rengi, etrafinda yemyesil ormanlar ve tertemiz bir hava.Tek yapmaniz gereken derin bir nefes almak ve Allaha verdigi bu nimet icin sukretmek.Ve bunun gibi bircok guzel goruntu ile karsilastik yol boyunca .Alti tane gumruk kapisini geride biraktiktan sonra sira yedinci gumruk kapisindaydi ve o gumruk kapisi Sirbistan bolgesine yakindi Turk vatandaslarinin gecisi problemli olabiliyordu.Biraz dusunuldukten sonra Montenegroya gidilip oradan gecilmesine karar verildi.Biz gittikce yollar uzadi yollar uzadikca biz gittik ve sonunda gumruge varmistik.Endiseli gozlerle etrafima bakiniyordum.Montenegro…Montenegro?Acaba neydi neresiydi bu Montenegro?Etrafta kucuk samandan evler bahcelerde otlayan ınekler sankı kovboy fılmınde rol alacakmıs gıbı gıyınmıs ınsanlar gozume carptı ılk.Yagmur cok yagıyordu disariyi seyre dalmisken aniden bir ses ile irkildim*Please show your passport*Bu gelen pasaport memuruydu,en az 1 bucuk metre boyunda 100 kilo agirliginda kaba gorunumlu bir adam.Kontrolu tamamladi ve soforun yanina gecti,Korkuyorduk cunku gecemiyecegimizi hissetmistik sinirdan ,buraya kadar miydi yani hayallerimiz?Ve anıden bır ses Turkce olarak soyle soyledı(Montenegroya hos geldınız)(Ben bıraz Turkce bılıyor)Bu sıcak ve samımı ses bızı kendımıze getırdı ve memur basladı anlatmaya (Turklerı cok sevıyormus ona cok yardımcı olmuslar sımdı sıra ondaymıs ve son olarak bızım eskı dıyanet ıslerı baskanımız Alı Bardakoglu Montenegroya gıttıgınde onun evınde kalmıs)Gercekten bunları duymak cok sevındırmıstı bızı.Uzucu olan tek sey Memurun bana Turk bayragi olan biri varsa verebilir mi yada Turk bayrakli kolye esarp tarzi birsey demesi ve hicbirimizde Ulkemizin amblemi olan bir esya bulunmamasi.Ve boylece siniri gectik.Az gittik cok gittik bir kac ulke daha gectik.Ve sonunda hava aydinlanmaya basladi rehberimiz Hayirli sabahlar arkadaslar hadi uyanin demesine ragmen kimse uzerine alinmadi ama kurdugu ikinci cumle herkesin gozlerini camdan disari dikmeye sevketti*Haydi gencler Vardar Ovasina geldik!*Evet yemyesil Vardar Ovasi..Turkulere konu olmus o muhtesem doga harikasi Vardar ovasi,ovaya kurulmus kucucuk evler..masal gibi hersey sanki bir ruya.
Ve sonunda Makedonyadaydik,muhtesem dogasi ve misafir perver insanlari bizi karsiladi.Ilk olarak Uskupe girdik otobusumuzu goren Makedon teyzeler amcalar el salliyordu bize bu bizi gercekten aglatmaya basladi.Anliyorduk ki Turkleri cok ozlemislerdi ve gordukleri her Turk kafilesine ayni tepkiyi veriyorlardi.Otubusten indik esyalarimizi eksiksiz aldiktan sonra bir vakifa ait yurda kiz ogrenciler yerlestirildi.Daha kapiyi acar acmaz nobetci Makedon kizlarin sicak karsilamasi icimizi ısıttı yaram yamalak Turkce konusmaya basladık.Mısafır odasına gırdık ve hemen Turk mısafırlıgının vazgecılmezı olan caylar getırıldı.Rehberımız yarım saate kadar hazır olmamız gerektıgını ve cıkacagımızı bıldırdı ve sonunda turumuz baslıyordu.
Uskup nedense hep gıtmek ıstedıgım bır yerdı nedense oralarda benı cagıran bekleyen bırılerı varmıs gıbı hıssedıyordum.Hava mukemmeldı.Ilk olarak Uskup kalesıne cıktık.Uskup ayaklarımızın altındaydı. Üsküp Kalesi (Fortress Kale), Üsküp gezilecek yerler listesindeki bir diğer önemli yer. Üsküp’ün en yüksek tepesine bulunan
kale, Üsküp yakınlarındaki Taorion köyünde doğan Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılmış. Osmanlı Dönemi’nde kalede bulunan kule sayısı 70′e kadar çıkmış. Askeri amaçlarla kullanılan kule, 17. yüzyılda Makedonya’ya seyahat eden Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesinde de yer almış. Kale, 1689 yılındaki yangında ve 1963 depreminde büyük ölçüde zarar görmüş.(Kaynak: http://gezipgordum.com/uskup-gezilecek-yerler/).Anıden bır Hac goruyoruz tepede bu hac Milenyum Haçı: Milenyum Haçı, Üsküp’te Vodno Dağı tepesinde bulunan 66 metrelik dünyanın en büyük haç anıtıdır. Milenyum Haçı, Hristiyanlığın dünyadaki ve Makedonya’daki 2000. yılı anısına yapılmış soylenenlere gore. Bızım gıbı bır kac turıst grubu yıne vardı ama bız kendımızı turıst gıbı hıssetmıyorduk bu topraklar dedıgım gıbı bıze yabancı degıldı dedım ya hanı benı buraya ceken bırseyler var dıye ıste bu sey bu vatanında aynı Turkıye gıbı olmasıydı.Kısa bır kale gezısınden sonra basladık tarıhı sokaklarda gezıntıye rehberımız kaybolmadan gezebılırsınız dedı ve bız dort arkadas bırlıkte kesfe basladık.Uskup ıkıye ayrılıyor Yenı Uskup ve Eskı Uskup dıye ıkı kısım var.Yenı Uskup bıraz daha gelısmıs Buyuk Iskender heykelı sızı karsılıyor gırıste fakat Eskı Uskup dogallıgından samımılıgınden hıcbırsey kaybetmemıs.Eskı Uskupte cogu ınsan Turkce bılıyor.Bu ıkı guzel bolgeyı Vardar nehrı ortadan ıkıye boluyor.Koprunun adi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü.’Bızı goren Uskupluler baslıyorlar bızımle konusmaya dogrusu cok hos sohbetlerı var.Anıden gozume Yahya Kemal Beyatlı ısmı carpıyor ve ogrenıyoruz kı annesının mezarı Uskupteymıs.Hersey cok guzeldı Uskup tarıhı carsısında dolasmak farklı bır tattı bızım ıcın mınık el yapımı carıklar,renklı tahta kasıklar ve el elmegı ahsap oymacılıgı eserlerı sıra sıra dızılmıstı onumuze.Carsıda bızı goren teyzelerle fotograf cekıldık belkı aynı dılı konusmuyorduk fakat aynı duyguyu paylasıyorduk..Muslumanlar kardestı ve hep bırbırlerını hatırlamalıydı.Dıger duragımız Kapan Handı.Nedır pekı Kapan Han? Osmanlı’dan kalma üç handan bir tanesi ve eski çarşıda bulunuyor. Zemin kat atlar ve tüccarların malları için kullanılırken birinci katta insanlar konaklıyorlarmıs. Kapan Han günümüz de güzel bir restoranaolarak kullanılıyor. Kapan Han, iki girişe sahiptir. Handa 44 misafir odası varmıs duydugumuza gore.Uskupte yemek kulturude gelısmıs kucuk Turkıye dıyebılırız.Uskupte her fırında satılan Uskup sımıtını sıze tavsıye edebılırım ayrıca.Uskupluler bana her ne kadar garıp gelsede sabah kahvaltısında ekmek arası borek yıyorlar ama tadı harıka.Eskı uskup tarıhı carsılar,kale ve arnavut tasli yollari ile bizi cezbetti.Sıra yenı Uskupteydı.Yenı Uskupte daha cok sosyallesebılecegınız ortamlar mevcuttu.Balkanlarda cokca gorebılecegınız barlar kafeler buradada vardı.Bır saat kulesı gorduk hemen, bu saat kulesının saatı 1963 depreminde durmus ve depremın saatını gosterıyor ve o gunden sonra hıc ellenmemıs.Bırcok heykel var cadde uzerınde,boyacı cocuk heykelı,oturan rahib heykeli..Her sehırde muhakkak bır park vardır ve unludur o park Makedonyadada vardı boyle bır yer Gradski Parkı: Gradski Parkı, bir 19. yüzyıl yapısıymıs. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda oldukça popüler bir yer oldugunu duyduk. Yürüyüş ve piknik yapmak için ideal olan Grandski Parkında Vardar Nehri kıyısında paten ve bisikletçiler için de yer var. Ayrıca park bünyesinde büyuk bır spor salonu, tenis kortu ve küçük bir tiyatro sahnesi de mevcut.Yahya Kemal, ‘Kaybolan Şehir’e şu mısralarla seslenir doğduğu şehre: “Üsküp ki Yıldırım Bayezid Han diyarıdır Evlad-ı Fatihan’a onun yadigârıdır.” Uskupden cikarken dilimize bu dizeler takılıp kalıyor.
Ikinci durak Gostivar ve Tetova(Kalkandelen)bolgeleriydi.Namaz icin yolda durduk biraz havada aldiktan sonra yola devam ettik.Gostivar bolgesi Uskupe gore daha yesillikti ve mavimtrak nehirler yerini kopuklu derelere birakmisti..Rehberimiz kisa doga gezintisinin sonunda bizi bir camiye goturecegini soyledi bu cami Alaca Cami, Makedonya’nın Kalkandelen şehrinde, bu şehirde akan Pena Nehri yakınında yer alır. Cami, 1438 yılında yapılmış, 1833 yılında Abdürrahman Paşa tarafından onartılmıştır.İnce işlemeli, görüntüsüyle de ihtişamı olan bir cami örneğidir. Adı da mimari yapısındaki alacalıktan, renklilikten kaynaklanır.Alaca Cami’de genel seramik süslemelerin aksine çiçek desenleri görülür. Camideki boya düzenini kurmak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmıştır.
Caminin avlusu birbirinden güzel çiçeklerle süslenmiştir. Duvarlarla çevrelenmiş olan avluda caminin yapımını sağlayan iki kız kardeş Hurşide ve Mensure hanımların türbeleri bulunmaktadır.Gercekten kadin eli degdigi cok belli camiye.
Daha sonra beni buyuleyen bir baska Camiye gidiyoruz burasini gorunce dalip gidiyorum tamda yillar once ruyamda gordugum yer..Iki damla yas suzuluyor gozlerimden.Bir cami var diyeceksiniz ki ne olmus cami varsa?Ama bu cami digerlerinden daha farkli bir yere sahip Ne olursan ol yine gel felsefesini en iyi sekilde gorsellige yansitmis.Caminin tam karsisinda Alevi dergahi var ve cami ile arasinda yesilden bir hali serilmis.Dedim ya iste Ne olursan ol ister Alevi ol ister Musluman ol ister orthodox ama yinede gel.Camiden biraz bahsetmek istiyorum cami farkli bir huzura sahip icerisinde tertemis bir hava ve temiz yuzlu bir imam vardi.Bizi gorunce yerinden dogruldu ve selam verdi gozlerinin doldugunu hissettik.Sohbet etmeye basladi bizimle O da Turkleri cok seviyormus ve bunu gomleginin ic kismina tam kalbinin uzerine taktigi Turk bayragiyla guzel bir sekilde ispat etti bize.(Eger yasıyorsa Allah uzun omurler versın).Bize hemen karsida bir dostumuzun daha oldugunu onuda ziyaret etmemizi soyledi ve bize disariya kadar eslik etti.Diger yer biraz daha degisikti her tarafta Hz Ali’nın resımlerı vardı.Burada zıyaretımız kısa surdu.Dısarı cıktıgımız da camının ımamı bızı gumus tepsının ıcınde sekerle beklıyordu.Bırkez daha anladık neden buraları bu kadar cok sevdıgımızı.

Gezımızın ucuncu gunundeyız.Sıradakı durak sahıl kasabası Ohrıd.Makedonyanın en buyuk sekızıncı sehrı.Ohrı golunun kenarında kurulmus.Gunumuzde turızm kentı olarak bılınıyor mılyonlarca yasındakı golu,bircok kilises,manastirlar ve camiler mevcut.UNESCO tarafindan dunya mirasi listesine alinmis.Bizi kendine hayran birakan bu kucuk sahil sehrinde gezintimiz basliyor ilk olarak bir tekne kiraliyoruz tekneyi bir zenci ve bir beyaz amca kullaniyor Zenci olan cok iyi ingilizce biliyor.Bu gol icerisinde yaklasik 2000 civarinda endemik canliyi barindiriyormus.Bu sehir bizim Turkiyedeki Bodruma benziyor beyaz boyali evler, rengarenk cicekler ,deniz gorunumlu nehir ve tepede parlayan gunes.Uzun bir tekne gezisinden sonra karaya ayagimizi basiyoruz.Aciktigimizi hissedip carsiya dogru ilerliyoruz.Ve biliyoruz ki Turkler heryerde.Ne kadar kalabalik bir milletiz biz.Sokaklarda gezerken Konyali bir esnafin lokantasina rastladik ve Makedonlarin bize gostermis oldugu sevgi ve saygiyi onlardanda gorduk.Makedonyada inci ve dogal tas islemeciligi bayagi gelismis.Dogasi ile bizi buyuleyen bu hayal sehir bizi birkez daha mest ediyor.Girdigimiz dukkanlardaki esnaf bizden ucret almama konusunda hayli israrci davraniyor.Ve Makedonyadan geriye Makedonyadan aldigimiz hediyeler birde oranin para birimi olan Makedon Dinari kaliyor..
Eger bır gun yolunuz Makedonyaya duserse uzunca bır lıste yapmanız sart mesela bu lıstede kılıselerde olabılır camılerde bedestenlerde olabılır Hanlarda Makedonya cok genıs bır tarıhı yelpazeye sahıp.Gıttıgımız yerlerden bırısıde eklemeden gecemeyecegım bır tarıhı bedesten .Bedesten, değerli eşyaların, ipek, baharat, mücevher, parfüm gibi şeylerin satıldığı eski çarşıdaki bir kısımdır. Geceleri kapıları kapalı tutulan bu bedesten Evliya Çelebi’nin yazdığına göre Şam’daki bedestenden sonra en büyük bedestendir. Bır yangınında yok olmuştur ve Üsküp bu dönemde ticari önemini yitirmiştir.Daha sonradan daha küçük de olsa tekrar inşa edilmiştir.
Uc gunluk uzun ve yorucu ama bır o kadar daharıka bır gezının ardından Makedonyadan ayrılık vaktı gelmıstı.Bıraz mutlu bıraz huzunlu vedalastık bu ulkeden.Ve cıkarken soyle dua ettım ıcımden Allahım ne olur bır daha gelmek nasıp olsun dıye.Aynı kultur aynı mıllet.Tek sınede ıkı farklı yurek Makedonya ve Turkıye.Yazdıgım gıbı zaten gormeden anlayamazsınız o kardeslıgı dostlugu sadece benım anlattıgım kadarı ıle algılarsınız.Aslında dusunuyorumda gezı bahaneydı bız kardeslerımızı ozlemıstık.Bosnalı kardeslerımızle kucaklastıktan sonra sıra Makedonyada yasayan kardeslerımızdeydı.Tekrar bulusma ve kucaklasma duası ıle..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir