Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Bugünün Dünyası

Bugünün dünyası tam da Kapitalizm’in zaferini haykırıyor. İsmet Özel’in de tabiriyle, ”Bugün artık Firavun yoktur, ama sıradan insanların Firavunlaşmasına müsait bir sistemin kıskacı vardır.” Öyle bir dünyadayız ki; ne insanlık, ne merhamet, ne vicdan ve ne de adalet ayakta duramıyor, tam tersine finansal sistemin ayakta kalması için çırpınıyor modern (!) dünyamız. Bütün mukaddesat yıkılmış durumda maalesef. İnsanlar maddi hazların peşinden koşar oldu. Tek kaygımız para ve maddi başarılar oluverdi artık.

İnsan hayatı o kadar ucuzladı ki, artık gelen ölüm haberlerine alıştık, üzülmüyoruz, hüzünlenmiyoruz, dünyayı bu hale getirenlere öfkelenmiyoruz. İçinde yaşadığımız dünya bizi duygusuz hale getirdi. Demokrat (!) bir dünyamız olsun diye çırpına çırpına, sonunda duygularımız demokratlaştı! Artık atılan çığlıkları, yakılan ağıtları duy(a)mıyoruz. Duyana ve anlayana da deli diyoruz!

Pisliğinde can çekiştiğimiz şu dünya bizi kendi benliğimize yabancı eyledi, hafızamızı kaybettirdi bize. Artık biz kimiz, neyiz, neciyiz ve nasıl bir tarihin evlatları olduğumuzu bilmiyoruz. Bir milletin kendisini bilmemesinden daha acı ne olabilir ki?

Saadeti ve mutluluğu artık başka yerlerde arar olduk. Hiçbir şeyden haz almaz olduk. Duygularımızı anlık yaşar olduk. Daha doğrusu anlık dahi yaşayamıyoruz. Her şey bir hevesten ibaret oldu artık. Oysa üstad Nurettin Topçu, ”Üç şey saadetin sırrıdır: Tevazu, kanaat ve ölümün eşliğinde sık sık dinlenme zevki.” diyor.

Irkçılık almış başını gidiyor. Irkçılıktan kastım kendi ırkını yüceltmekle sınırlı değil. Mesela insanlar birbirlerine kendi fikirlerini dayatıyorlar, ”İlla benim gibi düşün!” diyorlar. Ve maalesef bunu okumuş, mektep görmüş, tahsili olan insanlarımız yapıyor. Bu daha da çok acı verici! Ama şimdi hepsine sorsan, hepsi fikir hürriyetinden yana, hepsi özgür, hepsi hür düşünceden yana! Bundan dolayı da insanlar birbirlerini sevemiyorlar. Sevmekten uzak yaşıyoruz artık. Hesapsız, sorgusuz, sualsiz sevemiyoruz. Hele hele bir de ayrı fikriyatlara sahipsek mutlaka düşman olmalıyız! Oturup bir masada iki bardak çay içemeyiz! Oysa farklılıklarımız zenginlik değil miydi? Belki de en büyük eksiğimiz ve dünyamızın böyle acınası durumda olmasının sebebi, birbirimizi yeterince sevememizdendir…

Dünyamızda özgür olduğumuzu sanıyoruz, lakin tam tersine isteyerek ve gülerek birer köle oluyoruz. Bazen insan, bazense bir takım eşyayı efendimiz yapıyoruz. İnsanlar birilerini, ya da bir takım nesneleri farkında olmadan putlaştırıyorlar, kutsallık atfediyorlar günümüzde. Yaklaşık bir ay evvel, Selahaddin Hoca (Eş Çakırgil) ile beraberken, günümüz dünyası üzerine konuşurken bana şu ibret verici cümleyi söyledi: ”İnsanlarımızın zihinleri kelepçeli Cihat kardeşim! İnsanlar özgür olmak istiyorlarsa, önce şu kelepçelerini kırmalılar.”
Şundan çok eminim: Artık insanları gururları ve arzuları kemiriyor, artık insanlar hırsların işkencesiyle kıvranan birer hasta oldular, artık insanlar yaşamaya korkuyorlar. Çok eminim!

Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen, ben inanıyorum ki; bizim gibi kimliğini kaybetmemiş, sorumluluklarının bilincinde, ahlak tarihinin evladı olduğunu bilen, dünyayı daha iyi bir yer yapabilmek için düşünen, çaba sarf eden, kimseye eyvallah etmeyen, kimseye biat etmeyen, bütün dogmaları ve tabuları yıkmak için çaba sarf eden ve bu dünyanın ve kendisini bu dünyanın akıntısına bırakanların anlayamadığı insanlar var. Ve ben çok iyi biliyorum ki, şuanda onlar bu yazıyı çok iyi anlayabiliyorlar. Ali Şeriati diyor ya: ”Bizi yalnızca bizden olanlar anlar.” İşte o misal…

Bütün bunlara rağmen bizler; insanından kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran insanları, Cemil Meriç’in de ifadesiyle, kızmadan, usanmadan irşat edeceğiz.
Bunun bilincinde olanlara selam olsun!

| Cihat Aydın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir