Evlilik İlmihâli

07-İlmihal

Evlilik İlmihâli

Allah Teâlâ’nın varlığının delillerini saymaya kalktığımızda aklımıza gelecek ilk on maddenin onu da büyük ihtimalle tabiattaki nesnelerden olacaktır. Gezegenler, yörüngeler, güneş sistemi, meyvelerin ve sebzelerin nasıl yetiştiği ve benzeri örnekler dilimizden dökülecektir bir anda. İnsan, tabiatla sınırlı kalınca misallerin bu şekilde olmasında aslında bir anormallik yoktur. Ancak mü’min olan insan, olaylara başka bir gözle bakmasını bilmelidir. Olaylara Kur’an gözlüğü ile bakabilen insan farkı anlayacak ve Rabb’inin varlığının delillerini anlamada bir seviye yakalayacaktır.

Kur’an’ımıza dönüp baktığımızda Rum suresindeki enteresan bakış açısı kazandıran örnekleri anlamadığımız müddetçe uzay boşluğunda takılıp kalırız. Allah Teâlâ, varlığının delillerini yirminci ayetten itibaren yirmi beşinci ayete kadar sıra ile açıklamaktadır. Rabb’imiz, varlığına işaret eden göstergelere başlarken ilk olarak kullarını topraktan yaratıp beşer hâline getirmesinden ve böylece çoğalmamızdan bahsediyor. Hemen arkasından ise birbirimizle huzur bulalım diye bizleri karı-koca hâline getirmesini ve bu karı-kocalıkta aramıza nasıl sevgi ve merhamet koyduğunu bildirmektedir. Bunlardan sonra ise gökler, yerler, diller, renkler, gece-gündüz ve yağmur gibi örnekler gelmektedir.

Bu sıralamadan şöyle bir sonuca gitmemiz mümkündür: Allah Teâlâ’nın varlığını hissetmemiz gereken en büyük olaylardan ikisi insan yaratılması ve insanın çoğalmasıdır. İnsanın ilk yaratılışında hiçbir sebep olmaksızın gerçekleşen muhteşem bir olay vardır. Çoğalmasında ise Allah, kulları üzerinden yaratma işini gerçekleştirmektedir. Yani insanı, çoğalma işine vesile olan mübarek bir karakter hâline getirmektedir. Evlilik ve aile de çoğalmanın helal olan kurumsallaşmış hâlidir. Böylelikle gelinen noktada evlilik ve aile mefhumları Allah’ın en büyük mucizelerinden ilkleri hâline gelmektedir. Başka bir açıdan da en az yerlerin ve göklerin yaratılması kadar büyük bir olaydır.

Birbirini tanımayan iki farklı cinsin karşılıklı sevgi ve muhabbeti ile evlenerek birlikteliklerini cennette dahi devam ettireceği bu muazzam iş, Allah’ın varlığını, kudretini direkt ortaya koyan muhteşem bir belgedir. Çünkü Allah bu belge ile yeryüzündeki esas projesini yürütmektedir. Kendisine kul olacak insanlar, evlilik sonucu yaratılacaktır. O, evliliğin kurulduğu aile ile yetişecektir. Dolayısı ile evlilik ve ailenin kurulmasının tüm aşamaları mübarektir. Evlilik öncesi, nikâh, düğün, gerdek gecesi, insanın yaratılmasına sebep olan hayatımızın en zevkli anlarını yaşadığımız yatak odalarımız hepsi Allah katında ibadet kıvamına eriştirecek basamaklarımızdır.

Allah’ın varlığına delil olarak gösterdiği evlilik müessesesini tıpkı bir namaz gibi görmemizde hiçbir sakınca yoktur. Yatak odalarımızın da namaz gibi fıkhı olduğuna göre bu iş ibadet seviyesine yükselebilecek durumdadır. Kurallarına riayet edilerek gerçekleşen birlikteliklerin Allah katında bizim için ecir olacağına dair ayet ve hadislerimiz vardır. Birlikte olup Allah’ın en büyük nimetlerinden biri olan çocukları aramamıza kadar ayrıntıya bile Bakara suresi dikkatimizi çekmektedir. Hem de bu dikkat çekme emir ifadesi ile gelerek işin mübarekliğini ortaya koymuştur.

Düşünce sistemimizi alt üst eden Kur’an’ımızın bakışı ile evliliğe, aileye ve yatak odalarımıza yeniden mü’min gözümüzle bakmalıyız. Evliliğin, Allah’ın varlığının göstergelerinden biri olduğunu, dolayısı ile evlilik görüşmelerimizden düğüne, nikâhtan yatak odasına, ev düzenlemesinden çocuk istenmesine kadar O’nun ve Resûl’ünün istediği mantıkla hareket etmek zorunda olduğumuzu bir an bile aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu yüzden her Müslüman için en az farz olan kadarı ile namaz fıkhını bilmek kadar evlilik ile ilgili de meselelere dair bilgi sahibi olmak gerekir. Pratik bir ilmihâl bilgisi de diyebileceğimiz aşağıdaki meseleler, her evli ya da evlenecek Müslüman için farzı kifaye hükmündedir.

Evlilik Öncesine (Söz/ Nişan) ve Düğüne Dair İlkelerimiz

Nişan, dinimiz açısından bir bağlayıcılığı olmayan törenin adıdır. Sadece nikâh için atılan bir adımdır. Taraflar, nişanı nikâh gibi algılamamalıdır. Nişanlanmış çiftler, birbirlerine yabancı konumundadırlar. Tanışmadan önce nasıl bir tutum sergiliyorlarsa nişanda da o geçerlidir. Nikâh olana kadar bu durum böyledir. “Zaten evleneceğiz.” gibi bahaneler dinimizin kabul etmediği tavırlardır.

Erkeğin altın yüzük takması kıyamete kadar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından yasaklanmıştır. Söz de olsa düğün de olsa ölüm de olsa bu böyledir. Altın ve yüzüğünün Müslüman erkeklerin bedeninde bulunması haramdır.

Bir hanımın sadece bir kocası olur ve bu erkek de ona Allah’ı şahit göstererek sahip olur. Erkek, hanımının sahibidir. Bir hanım da en özel hâllerini sadece kendi kocasına göstermelidir.

Bir hanımın kendi kocası dışında makyajını, ziynetini göstereceği kimse olmamalıdır. Mahremleri olan baba, dede, amca, dayı ve yeğenler için bu konuda izin olsa da bir bayanın daha güzel hâle geleceği ziynetli ya da makyajlı hâlinin kocası dışında biri tarafından görülmesi makul değildir.

Düğün günü ya da nişan günü gibi bir ismin arkasında bu işlerin normal olacağı Müslümanlığımız için acınacak bir durumdur. Düğünümüzü ya da başka bir günü, dinimize göre yaşama konusunda diğer günlerden ayrı tutma anlayışı bizim dinimize aykırıdır.

Bir hanımın kocasından çok hemcinslerine güzel görünmek üzerine bina ettiği bir düğün de tabii değildir.

Makyaj da gelinlik de düğünün farzlarından değildir. Yeri geldiğinde mekruh hatta haram bile olabilir. Doğal olan kıyafet ve görüntümüz aklıselim olanın tercihidir.

Altın ve takılar da ziynet kapsamında değerlendirilmelidir. Mahremiyet ölçülerine göre sınır konmalıdır.

Anı ebedîleştirmek kılıfı ile çekilmiş fotoğraflarda da mahremiyet sorunları ortaya çıkmaktadır. Bayanın mahremleri ile çekilmiş fotoğraflar ilk bakışta normal gibi gözükse de o fotoğrafların muhafazası noktasındaki riskler açısından bakıldığında çok da caiz olduğu söylenemez. Özellikle asrımızın teknolojisi ile birlikte saniye itibarıyla çekilen fotoğrafların sanal âlemle buluşması çok basit bir hadise hâline gelmiştir. Benzer şekilde videoya alınmış düğün, nişan vb. programlar, hanımların mahremiyetleri açısından ciddi problemleri beraberinde getirmektedir.

Ayrıca sadece aile arasında diye çekilen fotoğraflarda başka bir tehlike daha vardır. O da gelinin kayınları ile aynı kareyi paylaşma boyutudur. Peygamber aleyhisselam efendimiz bu durumu “ölüm” olarak adlandırarak bizi uyarmaktadır.

Gerdek Gecesi

Düğünden sonra, aile büyükleri dâhil gerdeğe girilecek yerde hiç kimse bulunmamalıdır. Yüzde yüz yalnız kalmak gerekir.

Anadolu’daki çirkin ve ahlaksız işlerden biri olan çarşaf izleme türünden işlere asla izin verilmemelidir.

Beraberlikten önce iki rekât namaz kılmak mübarek bir iş için güzel bir başlangıç olur. Namazdan sonra eşler dua etmeli, Allah’tan yardımını dilemelidir. “Allah’ım! Bana bu geceki beraberliğimden sonra ihsan edeceğin yavrumu da eşimle beraber beni de şeytandan koru!” diye dua etmek Peygamber aleyhisselamın tavsiyesidir.

 

Cinsel İlişki Adabı

Cinsel ilişki, karı ve koca iki tarafın da mutluluk duyması ilkesine göre düşünülmelidir. Bir tarafın doymadığı bir ilişki eksiktir.

Karı koca, cinsel ilişkisi öncesi muhabbet ve sevgi dolu tavırlarla birbirine yaklaşmalı, hazırlık safhası olarak bu vakitleri ve ortamı iyi hazırlamalı, ihmal etmemelidir.

Özellikle bakışma, koklama, dokunma, elleme ve öpme gibi hareketlendirmeler ilk aşamalardan itibaren karı ve kocanın sağlıklı bir ilişki için başvurmaları gereken davranışlardır.

Mümkünse en azından vücudun bele kadar olan kısımlarının direkt açık olmamasına dikkat edilmelidir. Örtünmenin olmaması ise haram anlamına gelmez.

Her ne kadar karı-koca arasında avret açısından sınır yoksa da avretlerin evdeki küçük çocukların bile dikkatini çekecek durumda gözükmesi cinsel ilişki açısından uygun değildir.

Cinsel ilişki talebinde bulunacak eşler, birbirlerinin sağlık ve moral durumlarını dikkate almalıdır. Kaba ve nezaketsiz tavırlardan kaçınılmalıdır.

Cinsel ilişki sonrasında da öncesinde olduğu gibi karı-koca mutluluklarını ve tatminliğini birbirlerine hissettirmeli, resmî bir ortamdan kaçınılmalıdır.

Karı-koca, cinsel ilişki ihtiyaçlarını sadece cinsel organlarından sağlamalıdır.

Cinsel İlişkinin Yasak Olduğu Durumlar

Cinsel ilişkisinin yasak olduğu iki durumdan söz edebiliriz. Bunun dışındaki durumlarda cinsel ilişki helaldir.

İlk olarak makattan ilişki kesin olarak haramdır.

İkinci olarak da kadının, aybaşı (hayız) ve lohusa (nifas) olduğu zamanlarda cinsel organından faydalanmak haramdır.

Cinsel İlişkinin Yasak Olduğu Zamanlar

Kadınların aybaşı ve lohusalık günleri cinsel birliktelik için yasaklık getirir. Ayrıca oruçlu olunan zamanlar için de cinsel ilişki yasaktır.

Halk arasında dillendirilen kandil günleri, bayram günleri veya Ramazan ayı gecelerinde birlikte olmama gibi bilgiler dinimiz ile ilgisi olmayan inanışlardır. Bu inançların tam aksine Kur’an’ımız, indirildiği o mübarek ay olan Ramazan’da kulların, gecelerini dilediği gibi değerlendirmelerini helal kılmıştır.

Gusül Abdestinin Farz Olduğu Durumlar

Cinsel ilişki düzeyine gelmiş yani erkek ve kadının cinslerine has organlarının birleşmesi neticesindeki tüm birliktelikler gusül abdestini gerektiren durumlardır. Cinsel ilişki olsun ya da olmasın şehvetten kaynaklanan meni gelmesi de gusül abdestinin alınması gereken bir durumdur. Bu, erkek için de kadın için de mümkündür.

Özet olarak cinsel organların birleşmesi ya da meninin gelmesi guslü gerektirir. Kadınların aybaşı ve lohusalık dönemlerinin bitiminde de temizlik için gusül abdesti almaları şarttır.

Kocanın Hayızlı Kadınından Yararlanma Şekli

Kadınların aybaşı hâllerinde eşler cinsel organların buluşması dışında dilediği şekilde birbirinden yararlanabilir. Ucu tehlikeye götürecek, harama bulaşma ihtimali olan durumlar ise caiz değildir.

Özürlü Durumdaki Kadından Cinsel Anlamda Yararlanmak

Tıp açısından sakıncası yoksa fıkhen özürlü durumdaki kadından yararlanmak mümkündür.

Eşler Arası Mahremiyet Sınırsızdır

Karı-koca arasında mahremiyetten söz edemeyiz. Eşler arası mahremiyette sınır yoktur. Allah Teâlâ bu durumu birbirlerinin elbiseleri olarak yaratılmış karı-koca ilişkisi ile bizlere bildirmektedir.

Eşlerin birlikte banyo yapmaları ya da yapmak istemelerinin hiçbir sakıncası yoktur. Yeter ki evde çocukları varsa onların zihninde karışıklıklara sebep olmasınlar.

Eşler birbirlerini kendileri gibi düşünebilirler. Kişinin nasıl kendisine haram bir bölgesi yoksa eşlerin de birbirlerine haram denebilecek bir yeri olamaz.

Dinen Sakınca Olmayan Fakat Tıbbi Açıdan Doktorların Görüşünün Alınması Gereken Konular

Dinimizin kırmızı çizgileri dışında karı-koca arasına sınır koyulabilecek bir durum yoktur. Haramlar dışında eşler serbesttir. Şu kadar ki eşler, tıbbi açıdan zarar görecekleri bir duruma katlanmamalıdır.

Tatmin olma işine necasetin karıştığı bir durum doğal ve sağlıklı değildir. Doktorların görüşlerini alarak farklı yollarla mutluluğu aramak daha doğru olandır.

Birlikte olma pozisyonları da tarafların isteğine göre belirlenmekle birlikte gerektiği durumlarda doktorlara başvurmak elzemdir. Hamilelik dönemi bunun en belirgin örneklerindendir. Dinimizce cinsel birlikteliğin sakınca olmadığı hamilelik döneminde, hamileliğin boyutuna göre doktorların tavsiyesine uymak bir Müslüman için ciddi bir meseledir.

Tıbben dikkate alınması gereken meselelerden biri de ilaç kullanımlarıdır. Tarafların belirli bir sebepten ötürü cinsel yaşamlarına yönelik ilaç ihtiyacı tıbbın ölçülerine göre belirlenmelidir.

Tıbbın uygun görmediği bir durum fıkhen de caiz değildir.

 

Salih Eğridere  Elifelif  Evliliğe Hazırlık Özel (2013-1434) Sayısı

Elifelif İrt: (0212) 616 49 17 

×