Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Fetihlerin adamı

Allah, dünya hayatını hak ile batılın varlığı üzerine kurdu. Batılın var olması, plan dışı değildir. Sırf hak, sırf batıl yeri değildir dünya zaten. Hak ve batıl üzerinden akıbet belirleme yeri olması takdir edilmiştir. İnsan, sahneye çıkacak ve karşısına haktan ya da batıldan yana olma tercihleri sunulacak; haktan yana olursa ebedî cennetleri, batıldan yana olursa da ebedî cehennemi tercih etmiş olacaktır. İlk insandan son insana kadar herkes için kural budur. Ne hak ucuzdur, ne de batıl boşunadır.

Haktan yana olanların ve bunu iddia edenlerin yaptıkları tercihin bedellerine razı olmaları da şarttır. Haktan yana olmak, zihinlerde gerçekleşen bir tercih değildir. Haktan yana olmanın karşılığı ebedî cennetler olunca, o cennetler için fani olan her şeyin feda edilmesi, cennete talip olanın o fedakârlığa hazır olması pek tabii bir sonuçtur. Cennet isteyen, istediğinde samimi ise bedele razı olacaktır.

Allah’tan cennetini istemenin getirdiği bedellerden biri, batılla mücadele etmektir. Çünkü Allah, batılı cennet isteyenlerin isteklerinin samimiyetini ölçeceği barikatlar kurması için yaratmıştır. Batıl kendi içinde cehennemlik oluş sürecini işletirken, cehennemilik oluşunun gereği olarak da cennetliklerin önünü tıkamaya çalışacaktır. Bu onun var ediliş maksadına uygundur. Hiçbir mü’min insanın, batılın varlığına veya batılın saldırısına itiraz etme hakkı olamaz. ‘Neden batıl vardır?’ yerine, batılı neden yok edemediğini sorgulayabilir mü’min insan.

Hak var oldukça batıl da var olacaktır. Batılın varlık nedeni haktır. Batıl, varlığı gereği saldıran olacaktır. Kimi zaman şeytan adı verilen bir cepheden, kimi zaman insanların üzerinde şekillenmiş şeytan olarak o hep saldıracaktır. Onun saldırmamasını hayal bile edemeyiz.

Batıl var oldukça da hakka iman eden mü’minler var olacaktır. Mü’minler de iman cephesini temsil etmenin gerektirdiği şekilde önlerindeki batıl engelini aşmaya çalışacaklardır. Batıl nerede bir engel oluşturdu ise hakka iman eden mü’minler onu kaldıracaklardır. Batıl, bir şehir üzerinde hükümranlık kurdu ise müminler o hükümranlığı kaldırırlar. Ülkeler istila etti ise ülkeleri kurtarırlar.

Batıl, suyu kirletirse su arındırılır. Uzayı kirletti ise uzaydan uzaklaştırılır.

Toprağı kirletir, tarımı bozarsa, gıdayı arındırmak ve helal gıda yollarını sağlamak, batıla karşı mücadelenin adı olur.

İnsanlar, batılın etkisinde kalır da ona meyletmeye başlarlarsa mü’minler insanları batılın elinden kurtarırlar. Allah’a kul olmanın dışındaki bütün bağlılıkları ve bağımlılıkları kaldırmak, batılın barikatlarını kaldırmaktır. Zihinler işgal edilir ya da kirletilirse yapılması gereken zihinleri arındırmak olur.

Batıl, nesillerle oynamaya kalkışır da, insan kalitesini iman çizgisinin dışına taşıyacak olursa, bütün mü’minler, kendilerini imanlı nesil yetiştirme mücadelesinde bulurlar. O mücadele kazanılıncaya kadar yastıklar kaldırılır, yorganlar dürülü tutulur. Her mü’min, o mücadelede kendisini bir numaralı görevli ve tek kurtarıcı gibi görür. Varlık nedenini ona bağlar. Umudu ile Allah’a kilitlenir. Ebedî cennetin önüne kadar geldiğini, bir adımlık mesafeden cenneti seyrettiğini görür. İşi o olur, aşı ondan olur artık. Mü’min için ‘ben’ yoktur bir daha. Cephesi vardır; iman ve imandan yana olanlar, Hakk’ı tutup kaldıranlar vardır.

Erkek yoktur kadın yoktur. Genç yoktur ihtiyar yoktur. Gündüz yoktur gece yoktur. Yaz yoktur kış yoktur…

İş, iman tarafında olma, varlık sebebini ayakta tutma olunca başkası olmaz; kimlik ispatı gayedir, iştir o zaman.

Batıl, cennete açılan yolları tıkattığı zaman onu açmaktır bu mücadelenin adı… Fethetmektir bu. Toprakları fethetmek, şehirleri kurtarmak, zihinleri açmak, Allah’a giden yolları barikatlardan arındırmaktır.

Bunun tam adı fetihtir.

Her mü’min, fetih adamıdır. Batılın kurduğu barikatları, nesillerin önüne çıkardığı engelleri gidermek her mü’minin görevidir. Hiçbir mü’min, ‘birileri yol açsın ben gideyim’ felsefesine sahip bencil biri olamaz. Yol yokken yol yapan, tıkalı olanı açan, sabreden, sebat eden, yılmayan yürüyen mü’min, cephe adamı mü’mindir.

O fatihtir, fetheder gider bu dünyadan. Cephelerde, seccadelerde, çarşılarda, sokaklarda, düğünlerde, sofralarda her yerde fatihtir o. Onun fetihleri kendine de nesline de ümmetine de bir kurtuluştur.

Her mü’min fetih adamıdır. Fethede ede iman bugünlere taşındı. Kimi kılıcıyla, kimi diliyle, kimi sabrıyla, kimi de duruşuyla fethederek fatih oldu. Her mü’min fetih adamıdır, her kâfirin tıkayan olduğu gibi…

 

Nureddin Yıldız Mayıs/2012

Bir Yorum

  • yakup Yalçın dedi ki:

    Selamünaleyküm Hocam,
    Günümüzde özellikle şu yaşadığımiz son yillarda herkes kendine göre hak yolda olgunu iddia ediyor. Hiç kimse ben batıl taraftayım demiyor. Kimin hak kimin batıl tarafta olduğunu nasıl anlarız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir