Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Gençlik Derdimiz: Gençlik Ve Gençliğin Kıymeti

Bir hadis-i nebevi de insanın hesaba çekileceği şeylerden bahsedilirken “tüketiLecek ömür” hesabından sonra aslında insan ömründe mündemiç olduğu halde bilhassa zikredilmiş “gençlik” hesabı gelir. “Gençlik” hesabının tek başına zikredilmiş olması bu çağın insan ömründeki ehemmiyet ve ağırlığına bir işaret bir isbattır. Başka bir hadis-i şerifte tükenmeden önce kıymeti bilinmesi gereken şeyler sayılırken yine “insanda ihtiyarlık sâdır olmadan evvel gençliğin kıymeti” zikredilmiştir…

Gençliğin bu ehemmiyet ve kıymetinin nereden kaynaklandığı ancak gençlik mefhumunun hakkının verilerek kavranmasıyla mümkün olabilir.

Gençlik nimettir. Gençlik hediyedir, emanettir. Nimet şükrü, hediye ve emanet güzel muamele ile esenliği gerektirir… Bir ömür için selamettir gençlik. “Ağaç yaş iken eğilir ” atasözü çerçevesinde ömrünün devamı için atılmış ve geri dönüşü olmayan bir adımdır o. Dimağların pak, kalplerin nâim, dillerin temiz, gözlerin haramsız, damarlardaki kanın en deli aktığı, nefsin keyfin ve zevkin bedende en çok zuhûr olduğu bir çağdır gençlik…

ZAMAN VE MEKAN VE GENÇLİK

Merhûm Üstad (Necip Fazıl Kısakurek ) gençliğe hitabesine ” ‘zaman bendedir ve mekan bana emanettir’ şuurunda bir gençlik ” sözleriyle başlar. Lakin bugünki gençlik üstadın tasavvurunun tam tersi istikamette. Adeta zamana ve mekana teslim olmuş, kendisini hapsettirmiş halde. Mekanlar kafeler, kahveler olmuş, ücra sokaklar olmuş. Camiler gençlerden mahrum, kütüphaneler gençlere hasret. Zamanlar heba. Selamsız diller küfrün aleti olmuş, gözler harap, kulaklar sağır, kalpler katı. Kur’an’ın nurundan mahrum tüm beden ve ceset. Gençlik yaman. Gençler bir yokuşta yuvarlanmaktalar. Nefisleri, keyifleri ve zevkleri onları sırtlarından itmekte. Şeytan ise halinden ve hallerden memnun…

GENÇLERİN ŞEYTAN İLE MÜCADELESİ

Şeytan tüm insanlar üzerinde çalışıyor lakin gençlerin üzerinde mesai ile çalışmakta. O da gençliğin kıymetinin farkında, onun içinde ömürdeki en kıymetli dakikaları gençlik ifade etmekte.

Gence gençliğini heba ettirebildi mi, istediklerini yaptırıp kötü yollara, karanlıklara ittirebildi mi, pak dimağ ve nâim kalpleri lekeleyip pisleyebildi mi onun için görev tamamdır. O da ağacı yaş iken eğmek murâdında. Tabiri caizse bıkmak ve usanmak nedir bilmeden yedi yirmi dört çalışmakta. O da zamandan ve zeminden, gündemden ve teknolojiden haberdar. Üstelik tüm bunları kendi lehine insanlar -özellikle gençler- aleyhine de vâsıta edinmekte.

Genç, şeytanın vâsıtalarına karşı en az onun kadar sebatlı ve çalışkan bir şekilde imân kalkanını nefsinden bırakmayarak onu yenebilir. Şeytanla mücadele içindeki her gencin kalkanıdır iman, ibadet, dua ve istiğfar. İhsânada bedenindeki elbise misali bürünmesi icâb eder bu mücadelede.

Genç, tüm bu evsâfı şeytanın kötü amellerine karşı bir savunma aracı edinip, nefsini zevkini ve keyfini dizginlemeye başladığı vakit şeytanı iyice gazaplandırır. Şeytan bu öfkeyle gençle olan meşguliyetini artıracaktır. Genç ise daha ziyadesiyle şeytanla mücadele etmesi gerekir. Ki bu cihattan muzaffer olabilsin. Muzaffer oldukça zevk alır, şeytanı kahr-u perişan edip yerla yeksan etmektende keyif duyar. Binaenaleyh şeytanın kendisinin karşısına çıkacak şecaatini ve gücünü elinden almış olur…

SAĞANAK SAĞANAK YAĞAN BİR DERT: GENÇLİK

Her insan dertlidir. Lakin bu dertler sıradanlaşmış, dünyevileşmiş, bu dertler hep faydasız hep geçiçi. Bu dertlerin sonucu ancak insanın kendisini bağlar olmuş. Hakiki dert değil bunlar birer boş tasa. Hakiki dert, bencillik ile zıt kutuplardadır. Dert müslüman şahsiyette olur. Müslüman bencil olamaz. Hakiki dert, insanın kendi hayatındaki sıkıntıları değil ümmetteki peydah olmuş problemleri çözüme kavuşturma arzusu ve çabasıdır… Bu arzu ve çabaların semeresiyle surûra ermek, derdin asıl tadını insana tattırır. Dert edinebilen bir müslüman öncelikle kendi nefsini, zevklerini ve keyiflerini dizginlemeyi de bilir. Dert edinmişse bu aşamada da muvaffaktır. O, derdine de derman aramaz, derdi zaten ona dermandır. Niyazi Mısrî dermiş ki ‘‘Derman arardım derdime derdim bana dermân imiş.’’

‘‘Sağanak Sağanak Yağan Bir Dert : Gençlik’’ dedik. Hazreti Mevlana bir sözünde der ki : ‘‘Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar ; Ama rengarenk gökkuşağı da yağmurdan sonra açar.’’ İşte halihazırda edinilecek bir dert. Gençlik. Sağanak sağanak yağmakta. Islanmak lazım lakin aksi için gösterilen çabalar hayli fazla… Bir hakikat var ki birileri bu yağmurda ıslanmadan gökkuşakları açmayacak. Gökkuşağını da ancak ıslananlar seyredebilecek. Yani ancak ve ancak gençlerin müşkilleriyle dertlenip bunları azaltmaya arzu ve çaba gösterenler bu gençlerin sevabına ortak olabilecekler. Lisân-ı haliyle yaşamadan gençlere yol yordam göstermeye kalkışmak ve onlara karşı samimiyetsiz, boş cümleler sarfetmek ahkam kesmekten ibarettir. ‘‘Şeytan kadar gençlerin üzerine düşememek’’ maalesef bir gerçek ve büyük bir utanç…

| Muttalib Uyar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir