Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

GÖREVİMİZ TEHLİKE DEĞİL

Alemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahim olan, esirgeyen ve bağışlayan Allah u Teala’nın adıyla.

Beş vakit namazını kılıp birkaç sayfa da Kur’an okuyan günümüz insanından kaç kişi vardır ki kendini evliya gibi görmesin. Evet bu devirde, zaman-ı âhirde bir sabah namazı kılabilmek, kendini insanlardan uzaklaştırıp dağ başında gece gündüz ibadet eden birinin ibadetinden kat be kat üstündür belki de. Haramların yağmur gibi üstümüze yağdığı, işlerimizin yoğunluğuyla Allah’ı celle celalühü ve Peygamber’i aleyhisselâm anmanın zorlaştığı bir günün sonunda yatsı namazını kılabilmek ve teknolojinin, modernizmin gürültüsünden geç saatlerde yatıp da sabahın buz gibi soğuğunda şeytanın ellerinden kurtulup secdeye varabilmek her yiğidin harcı değildir. Ancak yeter mi hayatımıza yön verecek rehberimiz olan, ahlakımızı onunla şekillendireceğimiz Kur’an’dan anlamadan üstünkörü birkaç sayfa okumak.? Yeter mi? Biz İslam’ın dejenere edilmeye çalışıldığı bir hükümetler silsilesinin boyunduruğunda yaşamış toplumun çocuklarıyız. Kur’âni yaşamın batılı yaşama satıldığı bir dönemde yetişen, en dindarlarımızın bile sakalı, çarşafı gericilik metaı sayan bir neslin…

Nasıl ki bu nesilden Necip Fazıl’lar, Said Nursi’ler, Rasim Özdenören ‘ler, Tahir Büyükkörükçü’ler, Sezai Karakoç’lar gibi üstadları görebiliyoruz o zaman bize düşen görevin ne kadar kudsi ve azâmetli olduğunu da görebilmeliyiz. İşte o vakit bırakalım gençlik denen zaman olgusunu saniyelerin bile bizim için ne kadar kıymetli olduğunu anlayacağız.

Akşamları tırnak kesmenin hükmünü başkasıyla tartışıp durmak yerine ümmetin zulümden, cahillikten kurtuluşunu nasıl sağlayabiliriz, bizim elimizden ne gelir istişarelerini yapıp Bismillah diye ayağa kalkmalıyız. Ancak ümmetin durumunu konuşurken de akşam namazını kazaya bırakmak gibi bir gaflete de düşmemeliyiz. Kuran’ı Kerim’i tozlu raflardan başucumuza indirip günde bir ayetini de olsa anlayıp hayata geçirmek ve örnek bir Müslüman şahsiyet olmaktır görevimiz… Değeri tartışılmaz Kur’âni yaşamı tırnaklarımızla kazıyarak da olsa geri almak ve kanın, gözyaşının üzerine kurulan, adına ‘medeniyet’ dedikleri batılı yaşama bir fiske vurarak hayatımızdan çıkarmaktır görevimiz. Görevimiz ümmetin dirilişini sağlayabilecek yapıya bir taş koyabilmektir kanayan ellerimizle, harcına su edebilmektir akan kanımızı. Nureddin Yıldız hocamızın dediği gibi biz hasretle beklenen gençliğiz, gençliğimizi gerekirse İbrahimi bir duruşla ümmete kurban etmeliyiz.

Halime Güzel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir