Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Hz. Hatice, Ayşe ve Fatıma validelerimizin hayatlarından…

Kadın her dönem ve asırda kişilik ve karakteriyle tarih sahnesinde bazen bir gölge, bazen bir kahraman, bazen değersiz bir metaa veya köle muamelesi görmüş ve yaşadığı toplum nazarı itibariyle bir yere konmuş ya da yersiz kalıp insan bile sayılmadığı zamanları olmuştur… İslam’ın gelmesiyle asıl kimliğini bulan kadın fıtratında bulunan iyilik ve güzellik namına ne varsa Rabbinden aldığı güç ve peygamberinden aldığı destekle gün yüzüne çıkarmış, mizaç ve karakterlerinden kaynaklanan kötü huylarını terk etme hususunda da dirayet göstermiştir… Bu hususta en büyük öğretmen ve eğitimcilerimiz hiç şüphesiz müminlerin anneleri başta olmak üzere; her biri ayrı birer yıldız unvanını peygamberlerinden almış ve bu payeyi hak edecek hayatlar yaşamış olan hanım sahabelerimizdir.

ALLAH’IN SELAMINA MAZHAR OLAN KADIN

Hz. Hatice o Müslümanların ilki ilk cemaatle namaz kılan, kalbi resul aşkıyla dolu olan ilklerin ilki… Hz. Hatice (r.a.). “Cahiliye döneminde bile (tahire-temiz) diye anılırdı. Kureyş kadınları içinde soyca en üstün, şerefçe en büyük, servetçe en zengin olanıydı. İşini çok iyi bilir ve sıkı tutardı. Akıllı, uyanık, içli ve ince düşünceli idi. Efendimizin peygamberlik hayatının en sıkıntılı dönemi, Hz. Hatice ile olan beraberlik yıllarına rastlar. Rasulullah (as), kavmi tarafından reddedildiği, işkence ve hakaretlere maruz kaldığı Mekke döneminde Hatice validemizin maddi ve manevi desteğine mazhar olmuş, en büyük teselliyi O’nunla teşkil ettiği huzurlu aile yuvasında bulmuştur. Bu yönüyle Müslüman kadının eşinin zor zamanlarında ona huzuru sağlama hususunda en büyük rehberi olmuştur. Nitekim Efendimiz;
– “Halk, beni, inkârla karşıladığı zaman O; bana inandı. Halk beni yalanladığı zaman, O, beni tasdik etti, doğruladı. Halk, beni mahrum ettiği zaman, O, beni malına ortak etti. Kadınlar, beni, evlattan mahrum ettiği zaman, Allah bana ondan evlatta nasip etti.”
– “Kendi zamanındaki kadınların hayırlısı: İmran kızı Meryem idi. Bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı da Hatice’dir.”buyurarak ona olan muhabbet ve hürmetini bildirmişti.

Akıllı, bilgili, görgülü, medeni, donanımlı, dirayet sahibi olma, okuma-yazma bilme, Hz. Hatice’nin dikkat çeken özelliklerden birkaç tanesidir. Mekke’nin sert yaşam koşullarında bu bilgisi, sadakati ve örnek şahsiyetiyle bütün mümin hanımlara örnek olmuştur.

ALLAH’IN SEVGİLİSİNİN SEVGİLİSİ…

Hz. Ayşe, ailesinin İslam ile şeref bulmasından çok az bir süre önce dünyaya gelmiş iman lutfuna hiç tahribata uğramadan kavuşmuş bir nimet sahibidir.

O, İslâm kadınları arasında sayamayacağımız kadar çok özelliği şahsiyetinde bir araya getirmiş, Rahmanın lütufları da eklenince nev-i şahsına münhasır abide bir hanımefendi zuhur etmiştir. Rivayet ettiği toplam 2210 hadisle en çok hadis rivayet eden yedi sahabe arasına girmiştir. Genelde Hz Aişe’den gelen rivayetler sahih sayılmıştır. Hz. Aişe annemiz, mü’minlerin anneleri arasında özellikle ilme çok yetenekli oluşuyla dikkat çekmiştir. Son derece yetenekli, zeki, ilmi seven ve öğrenme gayreti içinde olan bir insandı. Daha babasının evindeyken edebiyat ve tarihle ilgili bilgiler edinmiş, ilk eğitimini babasından almıştır. Evlendikten sonra ilim öğrenme arzusu artarak devam etmiştir. Bu özellikleri nedeniyle Hz. Peygamber’in en önemli öğrencilerinden biri olmuştur. Hz. Peygamber de (sav) O’nun yeteneklerini geliştirmesi ve öğrenmesini kolaylaştırmak için gerekeni yapmış ve O’na yardımcı olmuştur. Gelen âyet-i kerimeleri daha iyi anlayabilmek için Rasûlullah’a (sav) uygulamak için özen gösterirdi. O’ndaki ilmî yetenek ve merak, Rasûlullah’ın (sav) O’na derin bir sevgi duymasına vesile olmuştur. Bildiklerini yalnızca soru soranlara değil, kadın-erkek herkese öğretmeye çalışmış ve öğrencileri olmuştur. Zengin bir aile kızı olmasına rağmen Peygamber evinin mütevazı havasına çok çabuk uyum sağlamış, dünya hayatını değil Allah’ı, Rasûl’ü ve ahiret muradını tercih etmiştir. Resûlullah’a (sav) karşı çok hizmetkârdı. Ev işleriyle meşgul olacak bir hizmetçi olmasına rağmen O’nun işleriyle bizzat kendisi ilgilenirdi. Çok yönlü bir insan olan, Hz. Peygamber’den sonra Müslümanlara bilmedikleri pek çok şey öğreten Hz. Âişe, İslam tarihi içinde istisna bir yere sahiptir. Özellikle Müslüman kadının kabiliyetlerini geliştirip, onları Din-i Mübin için kullanma noktasında çok önemli ve çarpıcı bir örnektir. Âbid ve âlim sıfatlarını mükemmel bir şekilde kendisinde toplayarak Müslüman kadının hareket alanının genişliğini göstermiştir.

CENNET KADINLARININ EN ÜSTÜNÜ

Hz. Fatıma annelerin annesi hatta babasının annesidir. Hz. Hasan gibi, Hz. Hüseyin gibi, Hz. Zeynep gibi evlatlar yetiştirmiştir. Tarihin örnek kişilikleri bu annenin maharetli ellerinde şekillenmiş kişilik ve kimlik kazanmışlardır. O aynı zamanda İslam’ın örnek ailesinin mimarıdır.

Genç annelere ya da anne adaylarına, ideal bir annenin nasıl olması gerektiğini öğretmek için en güçlü kaynak, Peygamberimizin kızı Hz Fatıma’dır. Hz. Fatıma öncelikle babasından öğrendiği ilim ve terbiye ile çocuklarını yetiştirmiştir. O çocukları üzerine hassasiyetle titreyen onları en güzel şekilde yetiştirmeye çalışan bir annedir.

Hz. Fatıma’nın çocuklarının eğitiminde uyguladığı metodu sevgi, adalet, ibadet, fedakarlık, dürüstlük, merhamet ve korkusuzluk ilkelerini çocuklara benimsetme ve bu ilkeler etrafında örneklik oluşturma, olarak nitelendirmek mümkündür.

Onun çocuk eğitiminin temelinde sevgi vardı. O babasından üst seviyede bir sevgi görmüş bu sevgi ile büyümüştü. O çocuklarına da sevgisini her zaman hissettiren, onlara karşı çok hassas olan bir anne idi. Bir rivayette Selman-ı Farisi “Bir gün mescide gitmekte iken Fatıma`nın el değirmeninde un öğüttüğünü gördüm, bu sırada küçük Hüseyin`in ağlama sesi duyuldu. Hz. Fatıma`ya; `Allah Resulü Sallallahu aleyhi vesellem, size yardım edenleri sevdiğini buyurdu` dedim. Çocuğu mu sakinleştirmemi istersiniz dedim yoksa el değirmenini almamı mı?” Fatıma; “Evladımla benim ilgilenmem daha doğru ve iyi olur, zahmet olmazsa siz şu unu öğütebilirsiniz.” Dedi. O hep çocukları ile kendi ilgilenmeyi tercih ederdi onlara sevgisini en üst düzeyde gösterirdi. Hz. Fatıma annemizin ideal anneliğindeki çocuk eğitim yöntemlerinden biride çocuklarını küçük yaşta Allah’a ibadet etmeye alıştırmak olmuştur. Hz. Fatıma daha çok küçük yaşlardaki evlatlarında ibadet hususunda o kadar ısrarcı olmuş ki Henüz on yaşına bile basmamış olan çocuklarını gece ibadetine dahi kaldırmıştır. Sabah namazını kaçırmamaları için onları erken yatırmaya özen göstermiştir. Kadir Gecelerinde çocuklarını bütün gece uyanık kalmaya ve sabaha kadar ibadetle meşgul olmaya hazırlamak için onları gündüz yatırır, uyku basmaması için hafif yemekler yedirirdi. Çocuklarına sevgi ile yaklaşan onlara adalet, merhamet, fedakarlık ve sorumluluk duygu ve düşüncesini ibadet bilinci ile kazandıran Hz. Fatıma, çocuklarına korkusuz olmayı Allah’tan başka bir şeyden korkmamayı, haksızlıklara zulümlere karşı mücadele etmeyi de öğretti. Zeynep’in Kufe’de İbni Ziyad’a Şam’da Yezid’e karşı korkusuzca hakikatı haykırması aldığı bu terbiyenin, eğitimin sonucu idi.

Hz. Fatıma babası Resulullah’dan (s.a.) aldığı terbiye ve ilim sayesinde dünya ve ahiret kadınlarının en ulusu olmuş, en mükemmel evlatları yetiştirmiş ve böylece insanlığa en mükemmel anne olmuştur.

Peygamber Efendimiz’in (sav) hayatının her döneminde en büyük desteği, yardımı ve muhabbeti gördüğü üç mübarek hanımın hayatından kısacık kesitlerdi paylaşmaya çalıştığımız. Cenabı Hakk’ın rızasını, Resulullah’ın (sav) şefaatını kazanmanın yolu elbette bütün bu nimetlere mazhar olmuş annelerimizin hayatını kendimize örnek almaktan geçmektedir. İtaatkâr ve anlayışlı bir eş, muhabbetle dolu bir yar, ilim ile donanmış bir muallim, iktisadı hakiki zenginlik bilen muktesit, üstün ahlak ile mücehhez nesiller yetiştirecek anne olmak, kısacası cenneti ayaklarının altına almak ancak böyle yaşamakla mümkündür…

| İrfan Mektebi Aralık 2012

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir