Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

İNSAN NİÇİN VAR?

Tiyatro, dizi ve sinema senaryosu yazan kimselerin birçoğuna göre hazırladığınız eserin daha ilk satırlarına, dikkat çekmek, hikâyenin izleyici tarafından takibi adına risk alarak ana temanızı işlemeniz gerekir. Peki, kâinat tiyatrosunda zorunlu oyuncu kadrosuna kayıtlı olan her şey niçin var? Bu sorunun cevabı verilmediği sürece senaryonun tümünü çöpe atabilirsiniz. Ana fikir meselesinde oyuncuların farklı görüşleri var. Şimdi cevaplara kısaca değinelim:

Birincisi: Allah’ın mahlûkatı niçin yarattığı sorusu fasit ve batıl bir sorudur. Çünkü Allah’ın fiilleri zaten hikmettir bu sebeple Allah’ın fiillerini bir kere daha “niçin” sorusunu sormanız anlamsızdır. Kaldı ki bizzat Allah (cc) kendi fiillerinin (haşa) eğlenceden olduğu fikrini reddetmiştir.

İkincisi: Allah, Kerim ve cömert olduğu için âlemleri yaratmıştır zira Allah’ın cömert olduğu bilindiğine göre cömertliğini göstermek için muhakkak bir şeyler yaratmalıdır ki yaratılanlara nimetler bahşetsin, cömertliğinin eseri yaratılmışların üzerinde bol bol görülsün.

Üçüncüsü: Allah, âlemleri herhangi bir sebep için yaratmadı. Âlemin tamamı kendi içinde sebep sonuç ilişkilerine göre kurulmuş bir kurgudur. Âlemin dışında sebeplerin peşine düşmek illetleri sonsuz olarak görmek demektir ki, bu açık anlamsızlıktır. Genel olarak bu görüş filozofların ve hevasına göre yaşayanların saplantısıdır.

Dördüncüsü: Âlem, insanın imtihanı için var edilmiştir.

İmam Maturidi (rh.a) dört cevabı da irdeler, hiçbirini tatmin edici bulmaz ama neticede şunu söyler: “Azalarımızı (el, ayak, göz, dil gibi) kullanmazsak bize bahşedilen birçok menfaatin yok olmasına neden oluruz. İşte bunun gibi âlemin niçin yaratıldığı sorusunun peşine aklımızla düşmezsek hiçbir şeyi anlayamayız.” Yalnız unutulmaması gereken bir husus var: Âlem yaratılmıştır, bizler de mükellefiz; ahiret gününde hesaba çekilecek olan (hâşâ) Allah değil biz insanlarız.

Aslında Fâtiha Sûresi’nin başında “Rabb’il Âlemin” ibaresinden sonra âlemlerin niçin yaratıldığı açıklanıyor: “Rahmet.” Başından sonuna rahmet. “Rahman” ismi Allah’ın zatına mahsus özel bir isimdir; ezeli ve rahmetin son derecesini hatırlatır. “Rahim” ismi ise nitelenen olmadan tek başına kullanılmayacağından çok kereler geleceğe yönelik rahmeti beyan eder. İki ismin yan yana gelmesiyle insanın Rahman’ın eseri olduğunu istikbalde de (ebediyyen) rahmete gark olacağını kavrıyoruz. Peygamberimiz (sav) Efendimiz buyurdu: “Yüz çevirenler hariç, ümmetimin tamamı Cennet’e girecektir.” Ashab: “Ey Allah’ın Resulü (sav), yüz çevirenler kimlerdir?” sorusunu sorunca Resul-i Ekrem (sav) şöyle cevapladı: “Bana itaat eden

Cennet’e girer, Bana isyan edense yüz çevirmiş olur.” 1 Mademki Allah, âlemleri “rahmet” için yaratmış; rahmetin içinden çıkmak artık bizim suçumuz. Asıl olan rahmettir, azap hak edenleredir.

Bünyamin Ateş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir