Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Kazım Karabekir’den Osmanlıca Savunması!*

KAZIM KARABEKİR PAŞA’DANOSMANLICA SAVUNMASI!*“Bu fikir bir zamanlar Avrupa’da hercü merci mucib oldu. Bu cereyan evvelâ orada başladı. Bizim İslâm hurufâtımız kâfi değilmiş. Binaenaleyh Latin hurûfâtıisti’mâl edilmeliymiş. Orada bazı arkadaşlarımız bu fikrin mürevvici oldular. Fakat neticede bunun felâketli olduğunu anladılar ve pişman oldular. Bu fikrin müthiş biı felâket olduğunu Arnavut kavmi de pek geç olarak anladı. Maatteessüf arzederim ki, Azerbaycanlı arkadaşlarımız da bu felâkete bugün düştü. Bu hususta, hususî olarak bizden de fikir soranlar oluyordu Biz bunun vehâmetini ve bu harflerin değiştirilmesinin bugün küre-i arz üzerinde yaşayan 350 milyon İslam’a ait olduğunu söyledikse de onlar anlaşılmaz bir şekl-i hurûf kabulü noktasına doğru yürüdüler.

Arkadaşlar, bugün hangi ecnebi ile görüşseniz, ilk işi ve diyeceği söz: Türkçe gayet güzel bir lisandır, kolaydır, fakat harfleri fenâdır. Bunlar bütün ecnebilerin ağzında ve sizinle ilk görüşen bir ecnebinin size ilk telkin edeceği şeylerdir. Ve bu fikir ekseriyetle gayrıîslâm insanlardan ibâret olan birtakım tercümanlar vasıtasıyla her tarafta ve hasseten İstanbul’da ecnebilere telkin edilmektedir. Binaenaleyh bugün bir kuvvet vardır ki, bu kuvvet bütün cihana karşı bu propagandayı yapıyor: ‘Türk yazısı güçtür okunamaz.’ Bendeniz bu mesele ile bizzat uğraştım ve Arnavutluk ihtilâli içinde bulundum. Acaba bu Latince kabul edilebilir mi? Bu kabul edildiği gün memleket herc ü merce girer.

Herşeyden sarf-ı nazar bizim kütüphanelerimizi dolduran mukaddes kitaplarımız, tarihlerimiz ve binlerce cilt âsârımız bu lisanla yazılmış iken, büsbütün başka bir şekilde olan bu harfleri kabul ettiğimiz gün en büyük bir felâkete uğramış oluruz. Derhal bütün Avrupa’nın eline güzel bir silah verilmiş olur. Bunlar âlem-i İslâm’a karşı diyeceklerdir ki: ‘Türkler ecnebi yazısını kabul etmişler ve Hıristiyan olmuşlardır.’ işte düşmanlarımızın çalıştığı şeytanetkârâne fikir budur.

Bizim hurûfâtımız okunmaz değil, belki hûrûfâtımız dünyanın en güzel şeklidir, ikinci bir nokta daha var ki, bendeniz ecnebilerle iki sene Harb-ı Umûmîde beraber çalıştım, onlarla karşı karşıya aynı şeyi not ederek, ecnebiler bir sahife yazıncaya kadar ben on sahife yazar işimi bitirirdim. Almanca- Fransızca hurûfât hep böyledir ki, bizim dilimizi terennüm edecek hiçbir Latin hurûfu yoktur. Bugün Fransızca hurûf o kadar karışıktır ki bizim dilimizi kabil değil terennüm edemez. Bu mesele inceden inceye tedkik edilmiştir. Binaenaleyh istirhâm ediyorum zararlı olan -ki zararını bilhassa İslâm kavimleri çekmiştir- bu gibi mesaili bırakalım, böyle fikirler içimize girmesin. Sonra büsbütün lâl ü ebkem olur ve bütün âlem-i İslâm’ı üzerimize hücum ettirir ve kendi aramızda birbirimizi yeriz. Gerçi bu teklif, hiç şüphe etmiyorum ki, samimiyet ve hüsn-i niyetle verilmiştir. Fakat başka taraflardan da pek kaba fikirler içimize zerkediliyor. Bunlardan kendimizi sıyânet edelim.”

* Vakit gazetesi, 5 Mart 1923, No: 1879

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir