Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Taşa Geçer Kendime Geçmez Sözüm

İnsanın kulağına en yakın dudak kendi dudağıdır. Dolayısıyla kendi söylediğini en önce kendisi duyar. Kendi söylediğini en önce kendisinin duyması, kendi söylediğini en önce kendisinin tutmasını gerektirir. Dediğini duymayan, duyduğuna uymayan birinin iç çatışması bitmek bilmez. Bilişsel çelişki denilen bu çatışmanın da 3 sonucu vardır.

Birinci sonuç kişi düşünecek, konuşacak ve konuştuğunu yapmayacaktır. Söz konusu farklılığı uzun ya da kısa bir zaman için insanlardan gizleyebilse bile kendinden gizleyemeyecektir. Süreç içerisinde düşündüğünden ve konuştuğundan farklı davranan biri olmayı ya sindirip ahlaki zaaf olarak taşıyacak, bundan rahatsız olmayacaktır. Bu zaafını gören yakınları tarafından güçsüz düştüğü an yalnız bırakılacaktır. Ya da devamlı kendiyle kavga edecek, kendinden nefret edecek, herkesten çok kendi kendini sevmeyip kendi kendine güvenmeyecektir. Kendine dair taşıdığı bu güvensizlik ve sevgisizlik işine ve ilişkilerine yansıyacak, hayat kalitesini düşürecektir.

İkinci sonuç kişi düşünüp konuştuğu ile yaptığı arasındaki farka dayanamayıp yaptığı lehinde bir tercih yapacaktır. Yani zihni ve kalbi değil bedeni ve davranışları kişiyi yönlendirecek, onlara uyacaktır. Sonrasında da bedeninin ve davranışlarının kendini içine soktuğu zor durumların gerçek sebebini görmezden gelecek, inanması zor açıklamalar uydurarak zihnini ve kalbini iknaya çalışacaktır. Kendisi içten içe neyin ne olduğunu bildiği için de her şeye rağmen doğru davranan; zihni, kalbi, yaşayışı paralel giden insanlara basit kusurlar bulacak, onları sevmemek, onlardan uzak durmak için bahaneler arayacaktır.

Çünkü o insanların varlığı ve beraberliği kendini kötü ve eksik hissettirecektir. Kendisi bu haldeyken başkalarının söz konusu süreci başarıyla geçmiş olduğunu görmeye tahammül edemeyecektir. Bu durum da başlı başına kendine dair olan düşüncelerinin bir özetidir aslında. Ne kadar makul ve mantıklı açıklamalar uydurursa uydursun yine de biliyordur gerçeği ve bu gerçek kendini sevmesine, kendiyle barışık yaşamasına ciddi bir engeldir.

Üçüncü sonuç ise yaşadıklarının, düşündüklerinin ve okuduklarının sonucu olarak kalbinin ve zihninin paralelinde davranışlarını yönlendirmesidir. Bedeni ne isterse istesin kontrolü ona bırakmadan kalbi ve zihni için doğru olanı yapmayı tercih etmesidir. Hiç şüphesiz kolay değildir bu süreç. Zaman ister, emek ister, sabır ister, sebat ister, irade ister, dirayet ister.

Ancak sonucunda kişi kendiyle uyum içinde olmanın huzurunu yaşar. Kimseden saklayacak bir şeyi olmamasının hafifl iğini hisseder. Kendi gördüğü yüzü ile insanların gördüğü yüzünün aynı olmasının kıvancını taşır. Dolayısıyla zor da olsa fazlasıyla değer her türlü emeğe ve fedakârlığa. Yeter ki kişi bir kere durumunu fark etsin, doğru seçim yapmayı istesin ve yanlış seçimlerin söylettiği “taşa geçer kendime geçmez sözüm” ifadelerinin taşıdığı ağır hüznü önceden görebilmiş olsun.

Mehmet Dinç
Uzman Psikolog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir