Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Kitaplı Hane

Biz okumayı emreden, nasıl okumamız gerektiğini de öğreten bir kitabın iman edenleriyiz. Çünkü insan rehbersiz, ilmi bile gerektiği şekilde kullanamayacak kadar aciz ve cahildir. İlmin de insan hayatına şekil verebilmesi, insanlık ve dünya saadetine vesile olabilmesi için rabbimiz bize formül öğretiyor: “Yaradan rabbinin adıyla oku.” Haliyle konu kitap olunca sonuç olarak bu kapı kütüphaneye çıkacaktır.

Bizim tarihimizin evi kütüphane, çocuğu kitaptır. Kitap da kütüphanede ne kadar ilim varsa bizim tarihimiz de o kadar ilimle ve kitapla iç içedir. Devletin en üst kademesinden en alt kademesine kadar herkes bir türlü kitap aşığıdır. Sultan savaşa çıkacak olduğu zaman kitaplarını yanında götürür savaş meydanında bile kitaptanvazgeçmezdi. Boş zamanlarını değerlendirmek veya uyku öncesi hazırlık için kullanılan bir malzeme değil, yemek ihtiyacıyla kıyaslanamayacak kadar uzun süreli ve etkili bir araç olarak görülüyordu.

Tarihimizi biraz karıştıracak olursak kütüphaneleriyle meşhur bir tarihimizin olduğunu görürüz.
İspanyadaki hakem kütüphanesinde 400.000’i aşkın eser vardı.

Mısır Kahire’deki Hazinetü-l Kütüb kütüphanesinde 1.600.000 kitap bulunmaktaydı.Bağdat’ta Abbasi halifesi Harun Reşit tarafından yapılan kütüphane de ise 100.000 cilt eser vardı. Burada mütercimler ve müellifler çalışır isteyen kitap okurdu. Her biri için ayrı salonlar vardı.Bu kitap zenginliği bize gösteriyor ki kitap ne kadar temas halinde isek o kadar başarılıyız ve kuvvetliyiz demektir. Bugünde kitap ve kütüphane var ama kitaplı nesil yok? Hayata yön veren kitap yok?

İnternet dijital kütüphaneler bizi kitabın sıcaklığından alıkoydu. Kitapla aramızdaki manevi iletişimi bozdu. O kitabı okurken kitabın müellifinin de kalem gıcırtısını duyuyorduk. Popüler kitaplar adı altında hormonlu eserlere mahkûm edildik. Emekten, alın terinden uzak para için yazılan kitaplarla zihin dünyamız allak bullak edildi. Dolayısıyla biz ne kadar farkında olmasakta bereketini göremiyorduk. Kütüphaneye giren bir insan başka bir dünyaya girdiğinin farkında idi. Siyasetçinin, âlimin, esnafın, öğrencinin ailesinden bir gibiydi. Şimdi ise kütüphanelerimiz müze hükmünde artık. Yeni açılanlara bile müze kütüphane ismini veriyorlar. İnsanlar kütüphaneleri( bilhassa yazama eserler kütüphanelerini) tarihi eser diye ziyaret ediyor hayranlık cümleleri içinde çaylarını yudumluyorlar.
Kitaba dönmemiz lazım. Bunun eksikliğini hissetmemiz lazım. Boş zamanlarımızı değerlendirmek için değil ona özel zaman, gün ayıracak kadar önemli görmemiz lazım. Yaradan rabbinin adıyla oku şifresini unutmadan okumamız lazım.

Kudüsü Haçlılardan kurtararak Müslümanlara ve İslam’a büyük hizmet eden Selahaddin Eyyübi’ nin baş danışmanı konumundaki Kadı İbnFazl hakkındaki şu sözü o günden bu güne bize yarınlar için değişmez bir formül sunmaktadır:

“Siz zannetmeyin bu fetihleri Selahaddin’in kılıcı yaptı. Bu fetihleri İbnFazl’ın kalemi yapmıştır.”

Sabiha Altuntaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir