Medyenli İki Kız Hanım Davetçi Okulu’nu Biliyor musunuz?
3 Ocak, 2014 Çorbada Tuzu Olanlar

medyenlisite

Medyenli İki Kız Hanım Davetçi Okulu

 

Bundan aylar önce Nureddin Yıldız Hocamız “Medyen’li iki kız, içimizdeki hasreti gösteriyor…” diye ilk tohumlarını atmıştı talebelerinin gönlüne. Neden “Medyenli İki Kız” adında projeler oluşturulmasın diye soru sorulmasına vesile olmuştu. “Bu bizim Kur’an’ı anladığımızı, bize ilham kaynağı olduğunu, bizi yönlendirdiğini gösteren bir belge olur o zaman…” diyerek Kur’an’da kadının orijinal kimliğine verilen örneklerden birini davasını dert edinenlerin önüne ışık olarak koymuştu.

Evet, o dualar gerçek oldu ve bugün Sosyal Doku Vakfı Bayanlar Bölümünün koordinesinde oluşturulan Medyenli İki Kız Hanım Davetçi Okulu projesi devam ediyor.

Katılımcı talebelerine ‘Firavun’un sarayında onun eşi olarak ömür geçirdiği halde Allah’ın en sevdiği kadın olan Asiye’yi anlatan Hocamız, günümüzün Asiyelerini yetiştirmeyi hedefliyor.

4 Kasım 2013 tarihinde başlayan ve üç ay devam etmesi planlanan program; heyecan, kardeşlik ve öğrenme aşkıyla dolu dolu geçirdiği haftalarını geride bırakıyor. Kur’an’ın dillerde kalan değil gönüllerden amellere akacak bir azimle hayatlara nüfuz etmesi gibi ciddi hedefler taşıyan projemiz, içerisinde bir dolu dünyayı barındırıyor.

Hanımlara dini anlatacak kadrolara ihtiyaç duyduğumuz asrımızda, temel özelliği iyi hafız, iyi Arapça bilme üzerine değil, Kur’an’a iyi hizmet edebilme üzerine olan, Arapçayı cihadı olarak gören, Türkçeyi güzel konuşan, pratik hoca hanım vasfına haiz, güneşle yarışan, “nefes alıp verdikçe Allah’a hizmet ediyorum” diyen, karşılığını sadece Allah’tan bekleyen, küçük dertleri olmayan, karşısındaki yaş grubuna göre hitap edebilme yeteneği olan davetçi hanım yetiştirmek olan programımız, on sekiz yirmi beş yaşındaki hanımlardan oluşan otuz kişilik kadroyla eğitimine devam ediyor.

Katılımcılara Hasan el Benna’nın “İman-İhlas-Hamaset-Çalışma” düsturunun aşılandığı bu çalışmada, Kasas suresinde bir çeşme başındaki ahlaki tavırlarıyla anılan Medyenli iki kız örnek gösteriyor.

Haftalık altı gün sabah 09:00 akşam 19:00 arasında yapılan dersler günde yedişer ders olmak üzere haftalık ortalama kırk saat şeklinde devam ediyor.

Projenin seminer ve ders konuları…

Nureddin Yıldız Hocamız, derslerinde Asiye Kadının kim olduğuna dikkat çekerken “Saliha kadın başkadır, Allah’ın davasına hizmet eden kadın bambaşkadır!” sözüyle katılımcılara bugünün Asiye’si nasıl olunur, karşılaşılacak sıkıntılar nelerdir üzerinden çağımızı aşan hedefler gösteriyor.

Aynı zamanda fıkhın tarihinin, şeriat ve özelliklerinin, fıkhın kaynaklarının verildiği Davetçi İçin Temel Fıkıh derslerinde pratik hayatta uygulanabilecek fıkhi hükümler de farklı bir metodla davetçiler için sağlanıyor.

Kur’an-ı Kerim’i okuma üzerine tecvid ve mahreç dersleri de alan öğrenciler aynı zamanda derslerde ezbere de yer veriyor.

Katılımcılara Hadis Bilgisi dersi üzerinden gerekli olacak hadis usulünün yanı sıra Hocamızın “Hanımlara İnciler” kitabında geçen hadisler hem ezberletiliyor hem de açıklamalı olarak anlatılıyor.

Nureddin Yıldız Hocamızın “Medine Raporu” kitabı kaynak kullanılarak ders takibi yapılan Siyer Bilgisi derslerinde de yen bir medeniyetin inşası için alt yapı hazırlanıyor.

Davetçi için vaktin değerini en iyi kullanma ve anlama adına yapılan Zaman Yönetimi seminerlerinde saatlerin değeri daha çok anlaşılıyor.

Aynı zamanda yitirdiğimiz mefhumlar, Kavramlar dersinde yeniden anlam kazanıyor.

Kadın kimdir ve farklılıkları nelerdir diye üzerinde durulup beyin fırtınası yapılan derslerde Kadın Psikolojisi incelenerek davetçi hanımlara yöntemler gösteriliyor.

Ahlaksızlığa karşı mü’min hanımefendi duruşu Adab-ı Muaşeret ve Davetçi Ahlakı derslerinde incelenerek örnekler üzerinde işleniyor.

İnsani iletişimler ve toplumun yapısı üzerine yapılan Toplum Sosyolojisi dersleri Allah’a davet için toplum içine çıkacak olan davetçilerimize önceden bir yatırım sağlıyor.

İyi ve etkili konuşma üzerine uygulamalı ders takibi yapılan Hitabet derslerinde hem tecrübeli isimler inceleniyor hem de tecrübe kazandırılıyor.

Nureddin Yıldız Hocamızın “Dinimize Hizmetin İç Sorunları” kitabının tahlili yapılan derslerde davette karşılaşılabilecek sorunlar ve çözümleri irdeleniyor.

Said Havva’nın “Allah Erinin Ahlak ve Kültürü” kitabı üzerinden devam eden, irşad ve davet faaliyetleri anlatılan Cundullah dersleri katılımcıların cihad ruhunu genişleterek heyecanı hep ayakta ve sağlam tutmalarına yardımcı oluyor.

Kimliğin yeniden inşası adına yapılan Mü’min Kimliğimiz seminerlerinde de hayat pratiği gösterilerek önemli noktalara temas ediliyor.

Yoldaki Notlar” kitabı okunarak sohbet halkası oluşturulan derslerde çıkılan bu zorlu yolda fayda sağlanabilecek tüyolarla fikir paylaşımı yapılıyor.

Kadın Sağlığı üzerinde de eğitim verilen programda aynı zamanda İlk-Yardım ve Bilgisayar Eğitimi seminerleriyle de günlük hayatta karşılaşılabilecek durumlar için Müslümanın her yönden donanımlı olması hususuna dikkat ediliyor.

Program içerisinde farklı katılımcılarla devam eden Seminerler “İlim ve Kadın” gibi konuları itibarıyla da ışık tutuyor.

Haftalık olarak devam eden Kitap Tahlillerinde her hafta farklı bir isim tahlil için davetçilere yol gösteriyor.

Haftalık Makale Yazılımında bulunan davetçiler öncesinde derin bir araştırma yaparak kaleme aldıkları yazılarıyla cihadın bir türü olan kalemlerini de bu sayede geliştirmiş oluyorlar.

Hitapta kullanabilmeleri için Şiir Ezberi de yapan öğrenciler hem yorum yapabilme yeteneklerini hem de şiir sanatının inceliklerini öğreniyorlar.

 

Medyenli İki Kız Hanım Davetçi Okulu’na Katılan Kardeşlerimize bu Programın onlar üzerindeki etkisini, kendilerinde gördükleri değişimi ve Programa katılış hikayelerini sorduk…

 

Hacer Kosif (İstanbul)

Nureddin Hocamızı “İşi Vaktinden Çok Olanlar” kitabıyla tanıdım. Beni sokağa çıkmam için zorlayan “artık haykırman gerekiyor, oturup kalma” diyen bir kitaptı. Çok etkilenmiştim ve hala daha dönüp dönüp okuduğum başucu kitaplarımdan bir tanesidir.

Ben Sosyal Doku’dan önce Nureddin Hocamızın çizgisini biliyorum. Ve bu yüzden öncelikle Rabbime sonra Hocamıza güvenerek buraya geldim. Geldiğimin ilk günlerinde geri dönme düşüncesi vardı aklımda. Hatta şöyle söyleyeyim, yirmi iki yıllık hayatım boyunca, kendimi bildim bileli şeytanın nefesini ilk defa bu kadar yakından duydum. Çok fazla zorluyordu: “Sen yapamazsın, sen edemezsin!” O zaman anladım ki bu kadar sesi yakından geliyorsa, bu çok büyük bir dava. Zaten en büyük zorlandığımız neden de bu: kendimiz için olsa durabiliriz ama Ümmet için buradaysak üzerimize dağları yüklemeleri gerekiyor.

Derslerin hepsi çok farklı. Mesela ben daha önce siyer dersi görmüştüm ama ‘Siyer Bilgisi’ dersi çok farklı. Yani kronolojik bir sıra değil de altının doldurulduğu bir siyer dersi işliyoruz burada.

Fıkıh dersi denilince özellikle abdest, namaz, oruç, hac, zekât gibi geldi ama Şeriat ile başlamamız gerçekten hilafeti geri getirecek nesillerin buradan çıkacağı konusunda beni çok umutlandırdı. Bir de özellikle değinmek istediğim bir nokta var –ben bunu kendimde ve çevremde çok canlı bir şekilde fark ettim- bizim heyecanımızı bizden öyle söküp almışlar ki sanki damarlarımızdaki kanı çeker gibi “Ümmet artık kendine gelemez, ölün artık siz, ayaklanamazsınız!” der gibi bizim karakterimiz olmayan şeyi bize ahlak olarak göstermişler. Bizi öğrenilmiş bir çaresizliğin içine sokmuşlar. Çok büyük bir heyecan kaybımız var. Umutsuzluk değil de yaşayan ölüler gibiyiz aslında -Hasan el-Benna’nın söylediği gibi- mezarlıkta yürüyoruz. Dışarı çıkmamız lazım. Aslında burası bizi dışarıya hazırlıyor. Bu konuda heyecanı çok fazla veriyorlar. Ben de özellikle burada çok fazla heyecan doldum, umut doldum. İnşallah Rabbim gerçekten bu davaya layık olmayı nasip eylesin.

Elemelerin olması çok verimli. Bu ben de olsam bu davayı hak edenler kalsın. Çok büyük bir dua biliyorum: Allah Nureddin hocamız başta olmak üzere bütün İslam için çalışanlardan, şehitlerden ve şehitliği isteyenlerden razı olsun.

Merve Gülgönül (Trabzon)

Buraya gelmeden önce farklı bir kursta altı yıl yatılı olarak eğitim gördüm. Farklı dallarda eğitim aldım. Ama kurstan çıktığım zamanda kendimde eksiklikler, boşluklar hissediyordum. İnsanlara faydalı olmam gerekiyordu ama bu konuda eksikliklerim vardı.

Nureddin Hocamızın derslerini sık sık dinliyordum, çok hoşuma gidiyordu. Herkese hitap ediyordu. Bu sebeple davetçi okuluna başvurdum. Elhamdülillah kabul edildik. Buraya geldiğim zaman gerçekten ümmetin derdiyle dertlenen, bu yolda gecelerini gündüzlerini feda eden insanlar olduğunu gördüm. Bunu samimiyetimle söylüyorum kardeşlik sevgisini hayatım boyunca bu kadar derinden ilk defa hissettim. Kalbimizde farklı bir heyecan var. Hamaset duygusu diyorlar ya bilmiyorum belki de odur. Derslerimiz yoğun ama bu tatlı bir yoğunluk. Allah razı olsun, bize çok değer veriyorlar. Bize dava şuurunu aşılamaya çalışıyorlar. Bizlerin de inşallah hedefi bu ümmeti tek bir çatı altında toplayıp Kur’an ve Sünneti yaşamaya ve yaşatmaya çalışmamız olacaktır. Allah yardımcımız olur.

Büşra Özdemir (Ankara)

Ben buraya gelmeyi çok istedim. Davetçi Okulu formu internete düştü, formu gördüm ve hiç kimseye sormadan direk başvurdum. Evet, dedim gitmem gerekiyor. Sonra üç ay geçti ve “galiba beni mülakata bile çağırmayacaklar. Beni istemiyorlar” diye düşündüm. Artık vazgeçmiştim, başka kurslara yazılacaktım. Sonra ‘kabul edildiniz’ mail geldi diye. Çok heyecanlıydı. İstanbul’a iki üç gün önce geldik, burayı buldum. İçeri girdim ve o samimiyeti görünce “evet ya ben burada olabilirim” dedim. Sonra mülakata girdim. Nureddin Hocayla mülakata gireceğim! İnanmıyordum, çok heyecanlı. Sonra haber geldi “Evet, dedim, gidiyorum.” Heyecanla o günü bekliyordum.

Kargo gelmesi de çok heyecan vericiydi. “beni önemsiyorlar ya, bana ta İstanbul’dan kargo yollamışlar Ankara’ya” dedim. Kargo geldi, kitabı heyecanla okudum.

Hocamızın Pazar dersi benim ilk canlı olarak dinlediğim dersti. Can alıcıydı gerçekten. Ondan sonra pazartesi günü tanışma oldu. Dersler açıklandı. Evet, hepsinin hakkında bir bilgim vardı ama ‘Cundullah!’ Cundullah dersi de ne? Allah’ın Ordusu! Bize cihad şuurunu verecekler dedim. Bu şuur bende ne kadar vardı bilmiyorum ama buraya gelince gerçekten bir ümmet bilincini aldığıma inanıyorum. Evet, bir dava var!

Nureddin Hocam “biz yedi milyara yayılacağız. Her çocuktan mesulüz biz” demişti. Evet, ben her doğan çocuktan mesulüm. Buradan gideceksem de kalacaksam da ne yaşayacaksam yaşayayım ben doğan her çocuktan mesulüm artık. Eskiden bende bu bilinç tam olarak var mıydı bilmiyorum ama artık var. Gerçekten kendi adıma çok seviniyorum.

İlk hafta Hafsa hocamız: “kararınızı verin, dinini geçindirenler mi olacaksınız dininden geçinenlerden mi” dedi durdum, ben hangisi olmak istiyorum, diye düşündüm. Ben dinimi geçindirmek, herkese faydalı olmak istiyorum. Gerçekten o kadar heyecanlıydı ki her şey, burada girdiğim her derste farklı bir şey alıyorum. Ben hiç birinin böyle olacağını beklemiyordum. Siyer işte Peygamber Efendimizin hayatı anlatılacak, zaten okumuştum diye düşünüyordum. Ama bu değişik bir ders. “bu hoca başka bir şey anlatıyor” dedim. Hadis dersi de bence çok başkaydı. Hoca tüm örnekleriyle yaşıyor. Fıkıh dersinde de öyle, hepsi o kadar güzel ki.

Tabi ki Nureddin hocanın Asiye Kadın dersi bir ayrı. “Asiyesiniz siz! Ne olacağınıza karar verin, Asiye olacaksınız siz.”

Burada şuuru aldım, bilinci aldım. Evet, ben bir Müslümanım ona göre hareket etmem gerekiyor. Benim tesettürüme, giyinişime, oturuşuma, kalkışıma, insanlara konuşmama, her şeyime dikkat etmem gerekiyor artık. Evet, üniversite mezunuyum, uzaktan eğitim okudum, çalışmayı da düşündüm bir süre ama çalışmadım elhamdülillah. İyi ki de çalışmamışım. Bir işe girip de kendimi heba etmemişim, böyle bir yere gelmişim. Elhamdülillah, Allah razı olsun hepinizden tek tek. Bu vakıfta kim sorumluysa, bu fikri kim ortaya attıysa…

Elhamdülillah, ne olur ne biter bilmiyorum, üç ay burada kalabilir miyim onun hakkında da bir bilgim yok ama yaşadığım sürece evet, ben bu davanın içinde olacağım. Hepimiz niyetlerimize göre kazanacağız. Ben hepinizin adına çok dua ediyorum. İnşallah hepimiz hakkında hayırlısı olur.

 

Gizem Koyuncu (İstanbul)

Öncelikle benim ailem, çevrem, okul hayatım olsun İslam adı altında gelişmedi hiçbir zaman. Üniversiteyi bitirdikten sonra işe girdim. Ailemde tesettürlü olanlar olsa bile bilinçli değillerdi bu anlamda. Benim için bu yüzden büyük bir değişim var.

Buranın çok farklı bir havası var. Öncelikle bunu söylemeliyim. Çünkü insana manevi duygular katıyor. Mesela ben her hangi bir dersi dinlerken daha çok onu kültürel bir anlamda hafızama yerleştirmiyorum da kendi hayatıma uyarlıyorum. Geçmişe dönüp ‘hatam buymuş’ diyorum veya uygulamalı bir şekilde görüyorum. Mesela anneme karşı saygısızlık yaptığım olmuştur. Biz burada bunun ayrımını yapabiliyoruz. Artık “Gizem! Allah için, bir ibadet için annene bu saygıyı göstermen gerekiyormuş” diyebiliyorum.

Buraya gelme amacım olarak şunu söyleyebilirim: öncelikli hedefim kendim sonra ailem sonra çevrem. Neden önce kendim? Çünkü ben tam anlamıyla yaşayamadığımı düşünüyorum, bu yüzden bu eğitimi almam gerekiyordu. Başta böyle bir kurumun olduğunu bile bilmiyordum. Zaten ablam başvuru yapmıştı.

Allah’a davet için insan nasıl konuşması gerektiğini nasıl hitap edeceğini bilmiyor. Ben arkadaşlarımda da bunun sıkıntısını çok yaşadım. O yüzden ben burada aldığım her şeyi yerinde uygulamayı düşünüyorum.

Sümeyye Maral (Samsun)

İlk önce buraya gelirken hedefimizde Allah rızası vardı ve burayı imanımızın bir parçası olarak gördük. Çünkü Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadiste şöyle buyurmuştu: “İman altmış veya yetmiş bölümden oluşur. Bunun en üstünü ‘la ilahe illallah’ demektir. En altı ise yoldan insanlara zarar verecek bir şeyi kaldırmaktır.” Ben de bu hadis ile yola çıktım. Bütün kardeşlerimizin de Allah rızası için yola çıktığını biliyorum. Güzel bir yola besmele çekerek başladık.

Derslerimizde çok bilmeyi değil de bilgiyi aktarabilmenin önemli olduğunu gördük. Nureddin Hocamızın bir sözü vardı: “Telefonda şarj olmadıkça çok bilgi olsa ne işe yarar.” Biz de buraya inşallah şarj olmaya geldik. Rabbim girdiğimiz yolun hakkını vermeyi ve hayırlısıyla bu yolu sürdürmeyi nasip eylesin inşallah. Ne mutlu davetçiyim diyene, diyebilene.

×