Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Müslüman ”Neme Lazımcı” Değildir

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi rabbil alemin

Ve sallallahu ve sellem ala seyyidina muhammed ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

İslam, hayatın yalnız bir veya birkaç cephesiyle ilgilenmez. Aksine, hayatın bütün cepheleriyle en yüksek kemal seviyesine çıkarır. Bu esasa göre;

Sahabe-i kiram –Allah onlardan razı olsun- İslam’ın ideal neslidir. Bunun için onlar, yalnız bir tek ibadet ve adet şekline bağlı kalmadılar. Bütün ibadet ve hallerinde yeni yeni ilerlemeler kaydeder ve kemalin en yüce zirvesine ulaşırlardı. Nefisleri, onları bir makamda ve tek bir ibadet çeşidinde ve muayyen bir amel yolunda hapsedip tutmaz, bütün ibadet çeşitlerine başvururlardı. Namaz zamanı mescitte namaz kılarlar, ilim halkalarında öğretici ve talebe olarak yer alırlar, cihad zamanında savaşırlardı. Zorluk ve musibet zamanlarında birbirleriyle yardımlaşırlardı.

İslam Davetinin Esasları – 105. Sayfa

Allah’ü Teala “en güzel örnek”(1) diye kitabında buyurduğu Peygamber’inin (s.a.v.) ve onun yetiştirdiği saadet asrının güzide ashabının izinden gideceksek eğer, İslam’ı bütünü ile ele almak zorundayız. Masanın bir ucundan tutarsak üstündekileri devirebiliriz; islam’ı da ucundan tutarsak yani sadece namazla ilgilenip diğer ibadetleri ihmal edersek, kendini Müslümanların çocuklarının hizmetine verip evde ki çocuklarından bi haber olursak, İslam’ı bir kenarından tutmuşsuzdur demektir.

Müslümanlar kendi yaptıkları rutin ibadetlerin yanı sıra -beş vakit namaz, ramazan ayında oruç, zekat gibi- kendi şahsını ilgilendiren ibadetler konusunda sur da en küçük bir gedik bile açmadan toplumun faydasına olacak işlere koyulmalı. Bu emri bil ma’ruf olur, bir vakıf’ta aktif bir şekilde görev almak olur, mahalle camiisinin halılarını süpürmeye kadar toplumun faydasına olacak ne varsa değerlendirmelidir. “O halde ( bir iş ve ibadeti bitirip) boş kaldığın zaman ( başka bir işe/ibadete) koyul”(2) ayetinin hakkını vermeli. Emekli olan hacı amcalar/teyzeler torunlarına, mahalledeki çocuklara faydalı olmalı, cami bahçesinde top koşturan, bisiklet süren çocuklara bu ümmetin umudu oldukları hissettirilmelidir.

Rabbimizin bizi imtihan için gönderdiği bu dünyada memurluktan emekli olunabilir, doktorluktan, esnaflıktan ve daha hangi meslek türü varsa hepsinin bir sürdürülebilme zamanı vardır. İyilikte ve takvada yarışacaksak eğer emeklilik yaşımız 950 sene olmalıdır. 950 sene yaşadığı zaman bir insan, o zaman emekliye ayrılabilir.

Ashab-ı Kiram –Allah onlardan razı olsun- hiçbir zaman neme lazımcı olmadı. Onların zamanında on yedi yaşındaki delikanlılar İslam ordularına komutan olabilecek kapasitede idiler. Resulullah (s.a.v.)’in “anam babam sana feda olsun” dediği yiğitlerin zamanıydı o zaman. Onlar gündüzleri tarlada, geceleri teheccüdde, cihad için görevlendirildiklerinde ise görevleri başında oldular. Kimse “bu benim işim değil, bana mı kaldı” gibi sözler söylemedi. Herkes kabiliyetine göre, gücü yettiğince çalıştı, çabaladı, gece gündüz demeden bu dinin temellerini atmak için canla başla uğraştılar. Ve sonuçta “Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlarıdır.”(3)

Sabahe hanımları’da öğlene kadar ev işleriyle uğraştıktan sonra çocuklarını internet karşısında bırakıp Kur’an kursuna gitmediler. Yeri geldi erkekler gibi onlar da cihad meydanlarında bulundular. Evlerine kapanıp yün eğirmekle vakitlerini heba etmediler. Erkeklerin, cuma namazı kılmak ve cemaate devam etmek, hastaları ziyaret etmek, cenazelere katılmak.. gibi konularda kendilerinden çok sevaplı işler

yaptıklarından dolayı onların kazandığı hayır hasenattan biz kadınlar olarak nasibimiz var mıdır diye endişelerini dile getirdiler. Ve aldıkları Peygamber müjdesinden sonra kendilerine ait görevlerini yük olarak değil, ibadet olarak görmeye başladılar. Uhud’da Resulullah (s.a.v.) zarar görmesinde bedenlerini siper edip kılıçla, okla Peygamberlerini korudular.

Bu günki nesil ise navigasyon olmadan evin yolunu bulamaz hale geldi. Cami bahçesindeki ihtiyar dedeler ezan bitmeden camiye girmez oldular. Cami hocaları kendilerini sadece camiye gelenlerin hocası yaptılar. Saflardaki boşlukları doldururken bile yan gözle manalı manalı bakmaya başladılar. Namazı en kısa kıldıran, hutbeyi uzatmayan hocalar en değerli hoca listesine alındı. Camide bile huzur bulamaz olduk.

Peki ya ana/babalar..

Çocuğunu Kur’an kursuna gönderip “ben bütün imkânları sundum okutsun hocalar, okumazsa kendine yapar” deyip taşın altından elini çeken anneler babalar ömürlerinin sonuna kadar devam edecek olan bu imtihanı kazanacaklarını zannediyorlarsa bir kez daha düşünmeleri gereklidir.

İslam’ı sadece Müslümanların fakirlerine yardım olarak anlayan vakıflar, dernekler de ümmetin gençlerinin akidesi için gerekli ciddi çalışmaları yapmazlarsa harcadıkları vakit israftır.

Ümmet-i Muhammedin alimleri, hocalar, dernek/vakıf çalışmaları yapanlar!

İnsanlara Allah’ın şeriatını anlatın, Resulullah’ı anlatın, gençlerin akideleri için ciddi çalışmalar yapın ve ümmete birlik beraberlik çağrısı yapın. Lütfen “birbirinizle çekişmeyin”(4) gücünüzün, kuvvetinizin elinizden gitmemesi için “sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(5)

Birbirimize iş gördürme/havale etme zamanında değiliz artık. Gözümüzün önüne bakıp kendimize çeki düzen vermeliyiz.

Bu ümmetin gençlerini, bu zamanın sabrını kuşanarak, arşın gölgesine aday olacak hür yürekli gençler gibi yetiştirmeliyiz.

Biiznillah.

| Emrah Yılmaz

Dipnotlar

1. Ahzab – 21
2. İnşirah – 7
3. Beyyine – 8
4. Enfal – 46
5. Enfal – 46

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir