Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Nezaket ve Erbakan Hoca

Nezaket ve Erbakan Hoca“Sen (o zaman), sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.” (Al-i İmran,159)

İnsanı yaşadığı hayatta bir adım öne çıkaran şey, kuşandığı değerlerin yüceliğinden kaynaklanır. İnsana bir incelik katan değerlerden biri de nezakettir. İnsani bir haslet olan nezaket; naziklik, zariflik, incelik, terbiye ve edep kapılarını aralayan, insan hayatına anlam katan önemli bir kavramdır. Nezaket, insani ve İslami vasıfların başında gelir. Ayrıca nezaket Müslüman’ın şiarındandır. İnsanlığın hafızasında derin izler bırakmış olan isimlerin önemli özelliklerinden biri, ahlakın yanına nezaketi de koymuş olmalarıdır. Bu iki kavramı hayatında anlamlı kılan insan, bir itibar ortaklığı da kurmuş olur.

Nezaket sahibi insanın konuşması, oturup kalkması, davranışları hep bir ölçü dâhilindedir. Dolayısıyla nezaketi üzerinde bir zırh gibi taşıyan insan, yaşadığı yere, çevreye değer katar, bulunduğu ortamı anlamlı hale getirir. Cemiyet hayatı bu insanlar sayesinde genişler, anlamlı bir yapıya bürünür. Toplumda itibarlı bir yere sahip olan muhitlerin merkezinde hep nezaket ehli insanlar vardır. Özellikle manevi dünyamızın önderleri bu alanda daima bir adım öndedir.

Bir toplumun seviyesi, o toplumda yaşayan insanların nezaket kurallarına gösterdikleri yakınlıkla açıklanabilir. Buradan yaşadığımız topluma bir ayna tutacak olursak, durum hiç de parlak gözükmüyor. Türk toplumu özellikle son yıllarda hızlı bir şekilde üzerinde oturduğu değerler zümresini aşındırıyor ve başka bir şeye dönüşmekte ısrar ediyor. Topluma bakıldığında, nezaket sahibi olmak artık geçmişte kalmış bir haslet olarak duruyor. İnsanların konuşmak deyince kavgayı anladığı bir toplumda, nezaketli insanların varlığından söz etmek gittikçe zorlaşıyor.

Müslüman bir toplumda olması gereken ile olan arasında derin bir uçurum varsa, bu işte bir terslik olduğu açıktır. Ayrıca bu, bir şeylerin yolunda gitmediğine işarettir. Ahlakı tamamlayan kavram nezakettir. Birinin eksikliği diğerini işlevsiz hale getirir. Ahlakın yanına nezaketi koymadığımız zaman eksik bir iş yapmış oluruz. Dolayısıyla insan olmanın erdemi, nezaketi hayatının bir parçası haline getirmesiyle yakından alakalıdır.

Modern hayatın öğüttüğü insanda göze çarpan en belirgin şey, hızlı bir şekilde insanı değerli kılan vasıflardan sıyrılmasıdır. Bunun başında ne yazık ki nezaket gelmektedir.

İncelikli insanlar aradan çekilince, geriye kaba saba insanlar kalıyor. Bulunduğumuz ortamlarda karşılaştığımız durumlar, gördüğümüz manzaralar bize bu konuda çok şey anlatıyor. Belli bir mevki ve makama gelmiş birçok insanın nezaket konusunda sınıfta kaldığını göz önünde bulundurursak, durumumuzun ne kadar içler acısı olduğu daha iyi anlaşılmış olur. Nezaket, her şeyden önce kendini bir üslupla ortaya koyar. Bu üslup dolayısıyla nezaket kavramı anlamına kavuşur, üzerine konduğu insanı bir adım öne çıkarır.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız nezaket kavramı söz konusu olduğunda aklıma hep bir isim gelir. O da Türkiye’nin yakın tarihinde önemli rol oynayan, derin izler bırakan, birden fazla kuşağa etki eden Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır. Erbakan Hoca, yaşamı boyunca nezaketin bir insana ne kadar yakıştığını gösteren ender bir şahsiyetti. Erbakan’ın siyasete getirdiği incelik, zarafet hafızalarda hâlâ tazeliğini korumakta, Erbakan’sız siyasetin nasıl çekilmez bir şey olduğu Erbakan Hoca aradan çekilince daha iyi anlaşıldı.

Yaşamı boyunca birçok haksızlığa, iftiraya, ağır eleştirilere maruz kaldı. Ama hiçbir zaman yapılanlar karşısında kin tutmadı. Kendine haksızlık yapanlara bile merhamet göstermekten imtina etmedi. Muhataplarını eleştirirken de en dikkatli sözcükleri seçer, onları incitmemeye azami dikkat eder, Türkçeyi en güzel şekilde kullanırdı.

Çocukluğumdan beri yakından takip ettiğim, Millî Gazete’de yazarlık yaparken de dar kapsamlı birkaç toplantısında bulunma onurunu yaşadığım Erbakan Hoca’nın birçok özelliği yanında dikkatimi celbeden en önemli vasfı, bizlere karşı gösterdiği yakın alaka, babacan tavrı ve nezaketiydi. Bize kıymet verir, şefkatle kucaklardı. Oldukça mütevazı görünürdü. Devlet adamı, dava adamı, ilim adamı gibi mühim sıfatları olduğu halde, karşımızda sade bir insan gibi durur, bizden biri gibi davranırdı. Tevazu sahibiydi. Tarihin akışını değiştiren bir isim olmasına rağmen kurduğu cümleler içinde, “ben” sözcüğü geçmez, hep “biz” diyerek ne kadar vakar sahibi olduğunu gösterirdi.

İnsan şekil değiştiriyor. Kalbi olanın yerini, mekanik, duygusuz bir makine düzeneği alıyor. Bu manada Erbakan Hoca, kalbi olana karşılık gelir, insan dediğimiz varlığı bize yeniden hatırlatır. Hz. Ali’nin, “Söz kalpten çıkarsa, kalbe kadar ulaşır” sözü, tam da Erbakan Hoca’yı izah eder. O milletle kalbi bir bağ kurmuştu. Kurduğu cümlelerin tamamı oradan diline ulaşırdı. Öyle olduğu için tek başına çıktığı çileli bir yolda, milyonlar etrafında halka oldu, arkasında saf tuttu.

Erbakan Hoca, yaşamı boyunca nezaketi bir elbise gibi üzerinde taşıyan bir insandı. İnsanlarla iletişim kurarken nezaket kurallarına azami derecede dikkat gösterir, bu konuda titizliğini ortaya koyardı. O her zaman ahlakın yanına nezaketi, maneviyatın yanına samimiyeti koyabilen bir mümindi. Çünkü incelik, nezaket ve zarafetin İslam ahlakının bir gereği olduğu açıktır. Dolayısıyla Erbakan Hoca’nın şahsında zuhur eden nezaketin nereden kaynaklandığı daha iyi anlaşılır.

Her şeyin bir ticari metaya dönüştüğü, dönüştürüldüğü günümüzde, nezaket ehli insanlara duyulan özlem gittikçe artıyor. Yaşadığımız hayatı çöle çeviren anlayış, bizi biz yapan değerleri bizden aldığı gibi, incelikli insanları da aramızdan ayırdı, ayırıyor. Geçen yıl şubat ayında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu manada eksikliğini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz incelikli insanların başında geliyor. Her kıymetli insan gibi Erbakan Hoca da, kıymeti anlaşılamayan, bilinmeyen bir değerdi. Onun değerini şimdi daha iyi anlıyorum.

Edep duygusundan yoksun insanların sesinin fazla çıktığı bir zamanda, yeniden ahlakın yanına nezaketi koyan ve bunu hayatına tatbik eden bir anlayışın toplum hayatına tekrar nüfuz etmesi, bundan sonrası için bir çıkış kapısı olabilir. Bu manada, bütün hayatını nezaket ehli bir insan olarak yaşayan Erbakan Hoca mükemmel bir örnektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir