Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Sağlıkta Doğal ve Helal Ürün

Doğal ve helal ürün kullanma isteği her geçen gün artmaktadır. Özellikle gıda ürünlerinde “doğal ve helal ürün” temini üzerine dünya genelinde bir çok girişim söz konusudur.
Doğal ve helal ürünün konuşulması gereken diğer bir sahası da ilaç ve sağlık ürünleri sahasıdır. Bu sahada doğallık ve helallik henüz yeterince gündemimizde değildir maalesef. İlaç ve diğer sağlık ürünleri hayatın vazgeçilmez unsurları olduğuna göre, bir Müslüman olarak bu ürünlerde de doğal olan, ama öncelikle helal olanı arama endişemiz ve gündemimiz olmalıdır. Bir yönüyle mecburi, bir yönüyle de tercihe bağlı olarak kullanılan ilaç ve sağlık ürünlerinde, ülkemiz şartlarını da dikkate alarak doğal ve helal ürün kullanılmasını sağlamak nasıl ve hangi ölçülerde mümkün olabilir?
Doğal ilaç konusunda bazı gelişmeler mevcuttur. Özellikle bitkisel ilaçların yaygınlaşmaya başlaması ile doğal ilaç kullanma konusunda toplumda bir talep ve arayış başlamıştır. İnsanlar doğal olanın daha sağlıklı olacağını kavrayabildiklerinden ve bu alandan ekonomik fayda sağlayan ticaret erbabının da gündeme getirmesiyle, sağlıkta doğal ürünlerin kullanılması kısmen de olsa toplumumuzun gündemine yerleşmiştir. Gerçi henüz alınmış ciddi mesafeler yoktur. Ne yasal düzenlemeler ne de bilimsel çalışmalar istenilen seviyenin çok uzağındadır ancak, doğal ürünlere karşı bir yöneliş söz konusudur. Yan etkilerinin azlığı ve doğal etkileri nedeniyle bilim camiası da doğal ürünlere olumlu yaklaşmaktadır. Son yirmi yılda dünya genelinde de doğal ürünlere yönelim ciddi oranda artış göstermektedir.
Peki ya kullanılan ilaç ve tıbbi malzemeler gibi sağlık ürünlerinin, helal içerikle ve helal şartlarda hazırlanıp insanlara sunulması ne kadar gündemimizdedir?
İlaç ve tıbbi ürünlerin helal içerikle hazırlanmasının gerekliliği, bir kaç çıkışın dışında henüz gündeme getirilememiştir. Gündeme geldiğinde de gereken yankıyı bulamamıştır. Karşı itirazlarla bile karşılaşmıştır.
İlaç ve tıbbi ürünlerde, dinen haram olan maddelerin kullanılmaması için yeterli teknik alt yapının hazır olup olmadığının, teknolojik ve ekonomik açıdan yeterli seviyeye ulaşmak için neler yapılması gerektiğinin tartışılması normaldir elbette. Ancak bir de bazı kesimlerin helal ilaç arayışını bilimsellikten uzak gösterme çabaları söz konusudur.
Helal ilaç ve tıbbi ürün üretmenin gerekliliği üzerine daha önce dile getirilen fikirlere, konu, ilaç ve insan sağlığını ilgilendiren bilimsel bir konu olduğu gerekçesiyle itiraz edilmeye çalışılmıştır. Bu, ne yaman bir çelişkidir?
Sağlık ürünlerinin helal olmasından anlaşılması gereken şey, ” vücuda alınması dinen haram olan maddelerin veya bu maddelerden üretilmiş yardımcı maddelerin vücuda alınan ilaç ve medikal ürünlerde kullanılmaması”dır.
İmkansız mıdır bu? Bilimin dışında bir konu mudur? Helal ilacı bilimsellik gereği reddetmeye çalışan ya da böyle bir arayışın bilimsellikten uzak olduğunu ifade edenler, aslında kendileri bilimin gücünü inkar etmiş olurlar.
Mesela haram madde deyince akla ilk gelen, ilaçlarda kullanılan domuz jelatinidir. Jelatin, bu gün dünyada önemli ölçüde domuzdan elde edilmektedir. Bilim ve teknoloji, domuz dışında diğer kaynaklardan jelatin üretmeyi başaramaz mı? Elbette başka kaynaklardan da elde edilebilir. Elde ediliyor da nitekim. Bilimin bunu başaramayacağını söylemek bilime hakarettir.
Yine vücuda alınması haram olan alkol, ilaç üretiminde yoğun olarak kullanılan bir çözücüdür. Alkolsüz ilaç üretmek bilimsel olarak mümkün değil midir? Son yıllarda yapılan araştırmalar, suyun daha ideal bir çözücü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu gün için alkol yaygın olarak kullanılsa da, ilaç üretiminde alkole mahkum olduğumuzu iddia etmek bilimselliğe terstir.
İlaç üretiminde, domuz mamullerinin kullanılması imkansızlıktan değil, kolay ve ucuz olanın tercih edilmesindendir. Büyük oranda çözücü olarak, alkol yerine alternatiflerinin kullanılması da mümkündür.
Gerekli hassasiyetin gösterilmesi ve özellikle ekonomik kaygıların bir kenara bırakılması halinde, ilaç ve gıda takviyelerinde, medikal malzemelerde domuz mamullerini içermeyen ürünler üretilebilir, alkol kullanımı sınırlandırılabilir.
Ülkemizin bu sahadaki üretiminin ve araştırma yatırımlarının yetersiz olduğu noktalar vardır elbette. Ama aşılamayacak boyutta değildir.
Burada öncelikle iş, üretici firmalara düşmektedir. Ancak ilaç ve medikal ürün üreticilerinin helal ürün konusundaki hassasiyetleri ortadadır. Genel itibari ile üretici firmalarda bu konuda bir hassasiyet görülmemektedir. Zaten üretilen ürünlerin büyük bir bölümü batı kaynaklıdır. Türkiye’de üretilen ilaçların % 50 si yabancılara aittir. Mali açıdan ise % 70’i. Bu oran medikal malzemelerde daha da fazladır. Yerli firmaların hassasiyeti de yeterli düzeyde değildir.
Gönül ister ki, üreticiler haram olan hammaddeleri kullanmasınlar. İnşallah o günleri de göreceğiz.
Bu gün için esas önemli olan, bu ürünleri kullanacak olan insanımızın duyarlılığıdır. Helal ilaç ve tıbbi ürün konusunda ortaya konulacak talep üreticileri bu konuda hassas davranmaya zorlayacaktır.
Son yıllarda bazı firmalar Müslüman ülkelerde sattıkları ilaç dışı dediğimiz takviye ürünlerinde domuz jelatini kullanmadıklarını deklare etmişlerdir. Kendilerini böyle bir zorunlulukta hissetmeleri sevindirici bir gelişmedir. Ancak aynı firmaların diğer ülkelerdeki ürünlerinde domuz jelatini kullandıkları bilinmektedir. Dolayısıyla Müslüman ülkelerde pazarladıkları ürünlerinde haram madde kullanmadıkları ispata ihtiyaç duymaktadır.
İlaçlarda bu konu henüz bir kaç girişim haricinde hiç gündeme gelmemiştir. Haram olan maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili ne bir talep ne de bir düzenleme söz konusu değildir.
Burada şunu da vurgulamak gerekir ki halkımızın ürünlerin içeriklerini araştırarak helal ilaç ve tıbbi malzeme takibini yapabilmelerinin imkanı yoktur. Ürünlerin içeriğinin halkın anlayacağı şekilde deklare edilmesi ve halkın da bunları takip etmesi mümkün değildir.
O halde çözüm ne olabilir?
Çözüm; Öncelikle, ürünleri tercih edecek ve reçetelendirecek olan doktorların, ürünleri hastaya sunacak olan eczacıların ve diğer sağlıkla ilgili ürün sunanların, kullanıcının isteğine göre helal olduğu belgelendirilmiş ürünleri sunmalarını sağlayacak bir sistemin oluşturulmasıdır.
Tıpkı gıda ürünlerinde gündeme gelen helal sertifikası gibi.
Nasıl ki gıda ürünlerinde bazı özel kuruluşlar ve Türk Standartları Enstitüsü helal ürün sertifikası veriyor, bunun gibi Sağlık Bakanlığı çatısında oluşturulacak bir düzenleme ile içeriğinde haram madde kullanılmayan ürünler belgelendirilebilir. Helal ilaç ve tıbbi malzeme ürettiğini belgelendirmek isteyen üreticilerin önü açılmalı, ürünleri helal olarak belgelendirilebilmedir. Bu belgelendirme ilaç ve tıbbi ürünlerde, üretim ve ruhsatlandırma süreçlerini göz önüne aldığımızda gıda ürünlerinden çok daha kolaydır. Zira bir ürünün ilaç olarak üretilip ruhsatlandırılabilmesi için uzun zaman alan birçok test ve deneylerden geçirilmesi gerekir. Bu süreçler Sağlık Bakanlığı tarafından izlenmekte ve onaylanmaktadır. Bu izlemeye istenirse helal ürün incelemesi de dahil edilebilir. Buna ne ihtiyaç vardır? sorusu her halde % 99’u Müslüman olan bir ülkede abestir.
Bu bir anlayış meselesidir. Domuzun kılının bile haram olduğunu bilen bir Müslüman için domuzun zerresinin bile bulunmadığı ürünleri tercih etmek, haram madde içermeyen ürünlerin üretilmesi için çaba sarf etmek doğal ve fıtri olandır. Hatta görevdir, sorumluluktur ve ibadettir.
Helal ilaç ve tıbbi malzemelerin yaygınlaşması için bu günün şartlarında öncelikle, toplumsal bir talebin oluşması gerekir. Alkol ve domuz gibi haram olan maddelerin kullanılmamasına yönelik oluşturulacak gündem, üretici firmaları da bu konuda yönlendirecek, sağlık otoritelerini de harekete geçirecektir.
İlaç firmaları Müslümanlar üzerinden milyarlarca para kazanıyorlar. Neden kazandıklarının bir bölümünü Müslümanlar için helal ilaç ve tıbbi malzeme üretmeye harcamıyorlar?

Ecz. M. Salih Beşir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir