Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Selâmetimizdir Resûlullah

Bir cemre düştü Mekke’nin çorak topraklarına, bir cemre düştü İbrahim nesline. Nurdan kundaklara büründü, kutlu bedeni; minik elleriyle ulaştı Küfe ’ye, Basra’ya, Şam’a, Kudüs’e ulaştı insanlığın cemresi. Amine’ nin odasında duyuldu İslamiyet’in müjdesi ve Abdulmuttalib’in kucağında yankılandı adı “ Muhammet “ diye.

Bir cemre düştü kız çocuklarının çığlıkları arasına. Yılların karanlık izleri silinmeye başlıyor, nurdan yoksun dimağlarda. Hüznün kol gezdiği diyarlar, bu muştuyla umutlanıyor. Alemlere rahmet Muhammed Mustafa geliyor. Mekke sokakları bir başka bugün ve işte, Hira’ nın taşlarına nur doğdu nur dağı nurun içinde boğuldu. Taiften yükseldi Ammar’ın şehadeti ve Bedirde duyuldu şehadetin ahengi. Uhud haykırdı Hamza’nın gidişini. İslam’ın savaşıydı bu gidişler. Haykırışlar, Muhammed Mustafa’nın sessizliğiydi, Hz. Hatice’nin sevdasıydı, Mekke’nin güneşi, Ebu Leheb’ in nefesiyle sönmeyecek bir yangındı Nebiyullah’ ın hasreti. Veysel Karani’ ye anne nasihatiydi, Medine minberinde yankılanan ezan ’ın, Bilal’in yanık sesiydi. Allah katında Ahmet, yeryüzünde Muhammed’di..

Altı yüz on ’da Resul. Altı yüz otuz ikide hasret diye yeşerdi tüm gönüllerde adı. Yankılandı Mekke mihrabında hasretin acı çığlıkları, Ömer’in öfkesi, Ebu Bekir’in hıçkırıkları duyuldu Mescid-i Aksa duvarlarında, Kâbe’nin siyahlığı bir kat daha boyandı siyaha. Gidişi alevli bir ok gibi saplandı yüreğimize; çıkarsak alevi dışına akıp her yer yanacak, bıraksak kalbimiz mühürlenip kavrulacak. Hamdım, piştim, yandım senin yolunda, dide-i imandan döküldü gözyaşlarım, yanaklarımdan sızıp yağmur olup düştü toprağın tenine. Kâinat O’nun hasretiyle can buldu, bülbül O’nun aşkı ile can verdi gülün dikenlerinde ve filizler Resul’ün aşkı ile yaprak yaprak serpildi. Yetimlerin gözyaşları dahi onda teselli buldu. Bir hasret dikti gönlümüzün derinliklerine, beş yüz yetmiş bir ’in pazartesinden bu güne “ la ilahe illallah “ diye diye büyüdü.

Biz küçükken sevmek ne demek bilmezdik. ”La ilahe illallah” ın sonu seninle bitince işte sevmek bu dedik. Sevmek sensin Efendim. “ümmeti ümmeti” diye döktüğün gözyaşları kıyameti oldu hüznün ve hasretin. Gök ve yer O’na hasret: Güneş, yağmur, tenine dokunamayan kar O’na hasret. İnsanlığa bir güneş misali doğdun Efendim. Vefatın güneşin batışı misaliydi tüm hüznü yüklemişti Bilal-i Habeş’in sesine. Dalga dalga yankılandı Medine sokaklarında. Gidişinin acı çığlıkları sardı Medine minberini, sonra ebvada duyuldu sesin son halkası. Tüm kıyametiydi sanki Resul’ un gidişi. Resul’üm, Habibim! Biz seni görmeden sevdik sevmeyi de Hz. Hatice den, Hz. Aişe den öğrendik. Biz Resul’ u görmeden sevmeyi Hz. Adem (a.s) ’in “ Ya Rabbi! Beni Muhammet aleyhisellam hürmetine affet.” Cümlesinin her harfinin teslimiyetinde sevdik.

Sahabe bir başka seninle, keşke bir Ömer olsaydım da mübarek gözlerine bakamayıp yerlerde dolaşsaydı gözbebeklerim. Keşke bir Fatıma olsaydım da “baba” diye haykırıp senin o mübarek kollarında uyuklayıp kalsaydım. Aşkının yandığı tüm gönüllerde bir güvercin gibi kanat çırpıp Habibimin hasretinde kavrulup tutsak kalsaydım. Resulümde kalsaydım. Resulümde kalsaydım, beş yüz yetmiş bir de, altı yüz onda kalsaydım. Hz. Hüseyin olupta başı okşanan bir zat olsaydım. Muhammed.. Adı dahi bir başka okunup bir başka yazılıyor. Fakat kendisi her dilde aynı “El Emin” diye anılıyor. İslam peygamberi zengin ve şöhretliydi evet Resul’ün zenginliği ümmetiydi. Resul’ün şöhreti ise Fatıma ve Aliydi. Asırlık bir sevdamız var, ancak dile gelmiyor, seni anlatamayan tüm kelimelerin acizliği üzerimde, her notanın tizliğini çekmişiz üzerimize. Çıkmıyor kalpten dile sevdanın nefesi fakat hasret nasılda gösteriyor bizdeki tüm hüznü yüklüyor kalemimize ve sessizce yazılıyor hasretin adı “ Muhammed “ diye. Nasılda haykırıyor tüm benliğimize.

Resulü görmeden sevmekmiş kaderimiz. Belki görmedik lakin biz yüreğimizdeki duruşunu sevdik Nebiyullah ’ın. Resul bizim sabrımız dileriz ki bir gün selametimiz olur.

| Kevser Aslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir