Arama Kelimenizi yazıp Enter'a basınız.

Yeni Bir Gezegen: İnternet!

Geniş bir kavram olan ‘İnternet’ günümüzde oldukça çok şey ifade eden bir kelime. Bambaşka bir dünya. Hatta bir gezegen bile diyebiliriz. İçinde, insanın temel ihtiyaçları hariç her türlü ihtiyacını karşılayacak bir gezegen. Lakin Türkiye’nin bu yeni dünyada yeterince toprak sahibi olmadığını da biliyoruz.
Ülkemizde bilişim sektörü oldukça canlı ama üretim açısından değil, kullanım açısından durum böyle. Devamlı olarak dışarının ürettiği yazılımları kullanıyoruz. Bu da ülkemizde ciddi oranda maddi ve manevi eksiğe yol açıyor.
Üzülerek söyleyebiliriz ki sanal alemin kontrolü bizde değil. Büyük bir bölümünü (yaklaşık %80) Amerika elinde tutuyor.1 Bu hakimiyet birçok alanda kendini gösteriyor. Bu küçümsenemez bir rakam ve ‘güç’. Evet güç diyorum çünkü bununla birçok şey yapılabilmekte. Özel hayatımızdan tut nerede oturduğumuza kadar, GPS gibi adım adım hangi noktada olduğumuza kadar hakkımızda bin bir türlü bilgiyi elde edebilirler. Gerektiğinde kullanıyorlar da…
Türkiye’nin İnternet dünyasına dair üretimi oldukça zayıf. Oyun uygulamalarını saymazsak tabi. O konuda da pek ileri olduğumuzu söylemek zor ama yine de ciddi çalışmalar yapılıyor hakkını yemeyelim. Aslında söylemek istediğim bu değil. Çığır açacak bir şeyler istiyoruz. Küçük bir devrim yapmalı. Alanında en iyiler arasında olacak şeyler. Uygulamalardan; Whatsapp gibi Messenger, İnstagram gibi… Sosyal medya sitelerinden: Facebook gibi Youtube, Twitter gibi… Arama motorlarından: Google veya Yandex gibi…
İşte bunlar gibi yazılımlar istiyoruz. Kendimizi aşıp dünyaya hitap etmeliyiz, tüm dünyaya… Kendi serverlarımızı kurmalıyız. Kendi arama motorlarımızı, uygulamalarımızı yazmalıyız. Bakın biraz önce saydığım yazılımlar sahiplerine ve devlerine milyonlarca lira para kazandırıyorlar. O şirketlerde çalışan yüz binlerce kişi evine ekmek götürüyor.
Türkiye’de o kadar kabiliyetli yazılımcımız yok mu? Var! Birsürü… Lakin bu kardeşlerimiz yeteneklerini nasıl değerlendireceklerini bilmiyorlar. Bir yol gösterenleri yok. Daha da berbatı onları değerlendirecek potansiyelde yerli firma yok. Olanları da görüyoruz yetersizler.
Şimdi bir de bazı yazılımların kullanıcı sayılarını görelim;
Facebook: 1.59 milyar,
Twitter: 900 milyon,
Messenger: 800 milyon,
İnstagram: 400 milyon…
Az mı..?
İnanıyorum ki yerli yazılımcılarımız onlardan daha üstün daha kakiteli ürünler ortaya koyabilirler. Örneğin birkaç tanesi birleşerek tüm üretkenlik mekanizmalarını çalıştırarak bir şeyler yapabilirler. Zira bizim milletimiz öyle bir millettir ki kafaya bir şeyi tuttu mu onu koparmadan bırakmaz. Ben öyle tanıyorum. Tarihimizden de bu bellidir.
Peki olmazsa ne olur?
Eğer Türkiye bu konuda ciddi adımlar atmaz ise olası bir III.Dünya Savaşı’nda Türkiye, bu gafletinin cezasını pahalı öder. İsrail, Amerika, Almanya gibi diğer ülkelerin sattıkları uçaklara, arabalara vb. ürünlere yerleştirdikleri ‘çipli yazılımlar’ her adımda ayağımıza dolaşır. Hatta dolaştı da Amerika’nın sattığı uçaklar bir zamanlar lazım olmuştu da çalışmamıştı… Bunun çözülmüş olduğunu da pek sanmayın zira gün geçtikçe daha dehşetli silahlar ve yazılımlar üretiliyor. Bildiğimiz veya bilmediğimiz. Zaten siber savaşlar başladı. Her an her şey olabilir. Bize verilan aklı kullanalım. Kullanalım ki mankurtlaştırılmayalım ve bizi diledikleri gibi yönetemesinler. Düşman ile mücadelenin farklı yolları vardır. Bunlar; silahla mücadele, kalem ile mücadele ve artık ‘sanal’ mücadele. Bu sonuncuyu küçümsemeyelim bence…

1 http://akademikperspektif.com/2012/09/23/sanal-dunyanin-gercek-hakimleri/

Ahmet Ayhan KOYUNOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir